Hisarcıklıoğlu’ndan Güney Kore’ye STA çağrısı

Türkiye Odalar ve Borsalar BirliğiHisarcıklıoğlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen Kore-Türkiye CEO Toplantısı’nda, Kore ve Türkiye arasındaki yakınlığın ekonomik yakınlığa dönüşmediğini dile getirerek, Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Myung-bak’ın ziyaretiyle, iki ülke arasında ekonomik ilişkileri en üst düzeye çıkacak anlaşmaları imzalamayı umduklarını ifade etti.
Hisarcıklıoğlu, iki ülkenin enerji, inşaat, savunma sanayi ve tarımda işbirliği alanları bulunduğuna değindi.
Türkiye ile Güney Kore arasında Serbest Ticaret Anlaşması (STA) olmadığı için haksız bir durum oluştuğunu belirten Hisarcıklıoğlu, ”Karşılıklı ekonomik ilişkileri geliştirmek istiyoruz. STA müzakerelerinin bir an önce tamamlanıp bitmesini istiyoruz” dedi.
Ortaklıklarda zorluklar yaşandığına değinen Hisarcıklıoğlu, ”Bizde ortak demek kardeş demek. Ortaklıkları kardeşliğe dönüştürmek lazım. Birbirimizle kazancı paylaşıyor olmamız lazım” diye konuştu.
Hisarcıklıoğlu, Türkiye iş dünyasının, dünya markalarını satın alarak, dünya ekonomisine katkı sağladığını kaydederek, Godiva’nın Güney Kore’ye girmeye karar verdiğini bildirdi.
Bütün işkollarında işbirliği yapmak istediklerini ifade eden Hisarcıklıoğlu, ”Özellikle Ortadoğu’da Orta Asya’da Koreli firmalarla işbirliği yapabiliriz” dedi.
-”Hyundai olarak yeni teşvik sistemini bekliyoruz”-
Toplantıda söz alan Hyundai Motor Company Başkanı Jin Haeng Chung, Türkiye’de otomotiv sanayisinin büyümesi için gayret içinde olduklarını bildirdi.
DEİK Türk-Kore İş Konseyi Başkanı ve Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Kibar da, ”Hyundai Assan olarak önümüzdeki dönemde yeni yatırımları devreye almak için yeni yatırım teşvik sistemini bekliyoruz” dedi.
-Godiva, Kore’ye 3 mağazayla giriyor-
Yıldız Holding Gıda Dondurulmuş Ürünler ve Kişisel Bakım Grup Başkanı Zeki Sözen de, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Godiva’nın Çin’de ve Japonya’da çok yaygın olduğunu kaydederek, ”Şimdi Kore’ye giriyor. İlk başta 3 mağazayla açılacak ama hızla çoğalacak mağazalar. O bölgede büyüyoruz ama ülkelere tek tek giriyoruz” dedi.
AA
Incoming search terms:
- inşaat alanında buluşlar ve patentleri
Devlette 49 yıllık kiralama dönemi bitti

Ercan Baysal’ın haberi
Yatırım gerektirmeyen gayrimenkullerde ise bu süre 20 yılı geçemeyecek. Yeni tebliğin gerekçesinde sürenin uzunluğu ve Hazine’ye dönüşünün geç olması gösteriliyor.
Hak sahibine taşınmaz mal üzerinde kullanma ve yararlanma yetkisi olarak bilinen irtifaktaki değişikliği öngören tebliğ yürürlüğe girdi. Bu düzenleme ile yeni verilecek irtifak hakları daha kısa sürede el değiştirecek. El değiştirmede arazi üzerinde yapılan gayrimenkullerden de kira geliri tahsilatı yapılacağı için Hazine’nin daha çok gelir elde etmesi öngörülüyor. Hazine taşınmazlarının ekonomiye kazandırılması için çalışan Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre son yedi yıllık dönemde irtifak hakkı tesisi suretiyle enerji, turizm, sosyal ve diğer (iskele, dolgu alanı vb.) yatırımlar için 178 milyon metrekare yüzölçümlü, 186,6 milyon TL değerinde 2 bin 254 taşınmaza kullanma izni ve ön izin verildi.
Maliye Bakanlığı, Hazine taşınmazları üzerinde ön izin ve kullanma izni verilmesi ile irtifak hakkı tesis edilmesiyle ilgili işlemlerin usul ve esaslarını yeniden düzenledi. Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Emlak Genel Tebliği’ne göre, Hazine taşınmazları üzerinde verilecek kullanma izni ve tesis edilecek irtifak haklarında bedel tespiti, oluşturulan komisyonca ilgili mevzuatta yer alan bedel tespit ve takdirine ilişkin hükümlere göre yapılacak. İlgili kanunlarda süre belirtilenler hariç Hazine taşınmazları üzerinde kullanma izni ve irtifak hakkı süresi en fazla 30 yıl olarak uygulanacak. Ancak daha önce kullanma izni verilen veya irtifak hakkı tesis edilen taşınmazlarla proje bütünlüğü taşıyan taşınmazlar üzerinde daha önce verilen kullanma izni veya tesis edilen irtifak hakkının kalan süresi kadar kullanma izni verilecek veya irtifak hakkı tesis edilecek.
İrtifak tapuya tescil ediliyor
Kamuoyunda kiralama olarak bilinen irtifak hakkı, taşınmazı alana normal kiralamadan farklı olarak önemli haklar getiriyor. İrtifak hakkının doğması için hakkın tapuya tescil edilmesi gerekirken, kira ise yazılı sözleşme yapılması ile oluşuyor. Kiraya verilecek taşınmazların kira süresi on yıl. İrtifak hakkının sona ermesiyle birlikte taşınmaz üzerindeki yapılarla birlikte Hazine’ye geçer. Kirada ise böyle bir durum söz konusu değil. İrtifak hakkında öncelikle plan ve proje yapılması için ön izin verilir, kirada ise ön izin söz konusu değildir. İrtifak hakkı tesis edilen taşınmaz üzerinde projeye dayalı sabit tesis inşa edilir, kirada ise taşınmaz üzerinde sabit tesis yapımı mümkün olmamakla birlikte prefabrik veya taşınır yapılar yapılabilir. İrtifak hakkında yatırım şartı bulunuyor. İrtifak proje ile veriliyor. Tapuya tescil ediliyor.
ZAMAN
Kazakistan’a 137 milyar dolar yatırım

Kazakistan Dışişleri Bakanlığından alınan bilgiye göre, 1993-2011 yılları arasında Kazakistan ekonomisine AB ülkelerinden gelen doğrudan yatırım miktarı 137 milyar dolar oldu.
Kazakistan ile AB ülkeleri arasındaki ticaret hacmi de son yıllarda hızla artan bir sürece girdi. AB ile Kazakistan arasında 2010 yılında 38 milyar dolar olarak gerçekleşen dış ticaret hacmi, 2011 yılında 12 milyar dolar artışla 50 milyar dolar olarak gerçekleşti.
AA
Kar, sanal alışverişi yüzde 150 artırdı

Son bir haftadır Türkiye genelinde etkili olan aşırı soğuklar ve kar yağışı, sanal marketlere yaradı. Yoğun kar yağışı sebebiyle sokağa çıkmakta zorlanan vatandaşlar, mutfak alışverişini sanal ortama taşıdı.
Türkiye genelinden 40 adet market zincirinin bir araya gelerek kurduğu www.tummarketler.com adlı ortak alışveriş portalına gelen siparişler, kar yağışıyla birlikte yüzde 150 oranında artış gösterdi. Proje sorumlusu Sebahattin Gündoğdu, kar yağışıyla birlikte özellikle gıda siparişlerinde yüzde 60 artış olduğunu belirterek, “Özellikle İstanbul’da sanal ortamdan veya call center aracılığıyla aşırı bir talep aldık.
Kar yolları kapatınca markete gitmekten çekinen vatandaş, alışverişini kapıya istedi. Normal zamanlarda ortalama günde 500 sipariş gelirken, kar yağışıyla birlikte günde bin 500 ile 2.000 civarında sipariş almaya başladık. Özellikle elektrikli ısıtıcı, temel gıda maddeleri, temizlik malzemeleri, kar zinciri, eldiven ve kaşkol gibi ürünlere yoğun talep oldu. Talebi karşılamak için üye marketler servis personeli ve stok artışına gitti.” dedi.
Özellikle İstanbul’da bir haftadır aralıksız yağan kar yağışı nedeniyle vatandaşların sokağa ve araçları ile trafiğe çıkmakta zorlandığına işaret eden Gündoğdu, bu sebeple vatandaşların günlük yaşamdaki ihtiyaçlarını karşılamak üzere sanal alışverişe ağırlık verdiğini kaydetti.
Kar yağışı nedeniyle önceki günlerle karşılaştırıldığında internet üzerinden verilen sipariş sayısında yüzde 150 oranında bir artış yaşandığını vurgulayan Gündoğdu, sanal mağazadaki fiyatların, üye marketlerin raf fiyatları ile birebir aynı olmaları dolayısıyla insanların internetten siparişi tercih ettiğini söyledi.
Gündoğdu, bir haftalık kar yağışı süresince gıda ürünlerine yüzde 60, temizlik ürünlerine yüzde 20 ve elektrikli ısıtıcı, eldiven, bot gibi kışlık ürünlerde de yüzde 20 oranında sipariş artışı yaşandığını kaydetti.
Perakende sektöründe artan rekabete karşı yerel marketlerin sanal ortamda bir araya geldiğini ifade eden Sebahattin Gündoğdu, şunları söyledi: “İlk başta 12 marketle yola çıkan projemiz kısa sürede 40 markete ulaştı. Marmara Bölgesi merkezli başlayan proje yakın zamanda Anadolu’ya açılarak, tüm yerel marketleri sanal alışveriş çatısı altında toplamayı hedefliyor. Zincir mağazalarla birlikte şu anda 150 mağaza sayısına ulaştık.”
Zaman
Vatan’ın ‘provokatör’ sayfa düzeni

Vatan Gazetesi’nin ekonomi sayfasında yer alan 2 haberin yerleşimi okuyuculara ‘kasıt var mı?’ sorusunu sordurdu. Vatan’ın 1 Şubat Perşembe günkü sayısında gazetenin ekonomi sayfasında ilginç bir tasarıma imza atıldı.
Gazete, Başbakan Yardımcısı Babacan’ın SPK’nın 30. yılı vesilesiyle katıldığı dünkü törende devletin kira sertifikaları SUKUK çıkaracağını haberinin yanında ABD First Lady’si Michelle Obama’nın 50 bin dolarlık lüks kadın iç çamaşırı aldığı haberini koydu. Haberin yerleşim şekli dikkatlerden kaçmadı.
Yerleşim tesadüf mü, değil mi?
SUKUK özellikle faiz hassasiyeti olan ve faizsiz bankacılığı tercih eden büyük çoğunluğunu muhafazakar kesimin oluşturduğu bir yatırım aracı olarak kullanılıyor.
Haberde bu kesimin algısına hitap eden başlık yer alırken diğer iç çamaşırı haberinin görselinde iç çamaşırlı kadın resmi kullanıldı. Sayfadaki yerleşimde başlık ve resim sanki bir bütün gibi sunuluyor.
Sukuk nedir?
Birikimlerine faizsiz getiri imkanı arayan profildeki yatırımcılara hitap eden yatırım aracına Sukuk veya kira sertifikaları deniyor. Özel Amaçlı Şirketler aracılığı ile ihraç edilen menkul kıymetlere SUKUK deniyor. Katılım bankaları tarafından kullanılan sistemde özel amaçlı kurduğu Varlık Kiralama Şirketi’ne varlıklarına aktarılıyor. Ana şirket daha sonra bu varlıkları kiralıyor böylece nakit yaratmış oluyor. Sonrasında bu varlıklar için kira ödüyor Bu varlıklar için yapılan ödeme kira sertifikasından elde edilen gelirle gerçekleşiyor. Ana şirketten gelen kira geliriyle yatırımcılara ödeme yapılıyor.
Haber7
Tarım ve gıda fiyatları ezberi bozdu

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, enflasyonu özellikle Ocak-Nisan döneminde tarım ve gıda fiyatlarının artıracağı iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Bayraktar, ”2011 yılında tarımda enflasyon, Ocak-Şubat-Mart dışında, gıdada ise tüm aylarda ÜFE’nin altında kaldı. 2012′de de yıl sonu tarım ve gıda enflasyonun ÜFE artışının altında kalmaması için hiçbir gerekçe yok” dedi.
Bayraktar, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, enflasyon sepetinde ve insan hayatında gıda ve tarımın ağırlığının tartışılamayacağını, bunların en önemli kalemler olduğunu söyledi.
2011 yılında genel olarak tarım ve gıda fiyatlarının ”müspet, enflasyonu aşağı düşürücü yönde” ekonomiye olumlu katkıda bulunduğunu belirten Bayraktar, 2012 yılında da yıl sonu tarım ve gıda enflasyonunun üretici fiyat endeksi (ÜFE) artışının altında kalmaması için hiçbir gerekçenin olmadığını kaydetti.
”Enflasyonun tek sorumlusunu tarım ve gıda olarak gören” anlayışın yanlış olduğunu, bu anlayışın girdi fiyatlarını da kontrol etmesi gerektiğini ifade eden Bayraktar, ”Çiftçimiz, gübre, mazot, yem gibi fiyatları enflasyonun çok üzerinde artan girdilere rağmen ürün fiyatlarının buna bağlı olarak yükselmediği sürdürülemez bir tabloyla karşı karşıyadır” dedi.
”Enflasyonun sorumlusu olarak çiftçiyi görmek doğru değildir”
Gıda ve tarım fiyatlarının tüm dünyada önemli olduğunu vurgulayan Bayraktar, bunların Türkiye’de de ekonomiyi ve toplumun tümünü en çok etkileyecek unsurlar olduğunu ifade etti.
Enflasyonun sorumlusu olarak meyve sebze fiyatlarını ve çiftçiyi görmenin doğru olmadığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
”Rakamlar da bunun böyle olmadığını kanıtlıyor. Gıda ve tarım fiyatlarındaki artış, yıl sonu ve yıllık ortalama itibarıyla üretici fiyatları endeksindeki (ÜFE) yükselişin altında kalıyor. 2011′de ocak, şubat ve mart aylarında yıllık tarım enflasyonu, yıllık ÜFE’deki artışın üzerinde seyretti. Bu 3 ay dışındaki 9 ayda yıllık tarım enflasyonu yıllık ÜFE’deki artışın altında kaldı.
Yıllık tarımsal ürün enflasyonu, özellikle 2011 yılının ağustos ayında yüzde 2,34, eylül ayında yüzde 2, ekimde ise yüzde 4,39 geriledi. 2011 yılı Ocak ayında yıllık ÜFE oranı yüzde 10,8 iken tarım fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 14,95 olarak gerçekleşti. Şubat’ta tarımda enflasyon yıllık yüzde 12,86, Mart’ta 10,54′e düştü. Gıdada ise tüm aylarda yıllık gıda enflasyonu ÜFE yıllık rakamlarının altında kaldı.”
2011′deki ilk 3 aydaki artışın sebepleri
2010 yılına don olaylarıyla başlandığını, arkasından bölgesel görülen sel afetleri ve aşırı yağışların ürün rekoltelerini önemli ölçüde etkilediğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:
”TÜİK Tarım Ürünleri 2010 Yılı İkinci Rekolte Tahminleri’ne göre tahılda yüzde 2,5, sebzede yüzde 3, meyvede ise yüzde 5 azalma oldu.
Üretim, özellikle kışlık sebzelerde daha fazla azalma gösterdi. 2010 yılında üretimindeki azalma, domatesteki güve zararlısı sonucu domates fiyatlarındaki aşırı artış, buğday ve pamuk fiyatlarındaki artış 2011 yılı ocak, şubat, mart ayları tarım fiyatlarının artmasında etkili oldu.
Ayrıca, aralık, ocak ve şubat ayları halkın en fazla tükettiği sebze ürünlerinin tarla üretiminin olmaması, çoğunlukla seralarda üretimin yapılması, yaşanabilecek afetlerle üretimin azalması, kışlık tarla sebzelerinin don, fırtına gibi risklerden daha fazla etkilenmesi, ülke içi ihtiyacın dışında ihracatın devam etmesi bu aylarda piyasaya giren ürün arzını azalttı, ihtiyaç tam olarak karşılanamadı. Bu durum kış döneminde tarım ürün fiyatlarının ÜFE rakamlarının üzerine çıkmasına neden oldu.”
Ancak bu sürenin 2011 yılı rakamlarından da görüldüğü şekilde 2 aylık kısa bir dönem olduğunu vurgulayan Bayraktar, 2010 yılının olumsuz etkilerinin azalması ve 2011 yılı Mart-Nisan aylarında ülke genelini etkileyecek afetlerin yaşanmamasıyla geçen yıl tarım fiyatlarında gerileme olduğunu söyledi.
2011 olumlu bir yıl oldu
2011 yılında bazı bölgelerde çeşitli riskler yaşansa da genel olarak ülke genelini olumsuz etkileyen afetlerin yaşanmadığı tarımsal ürünlerde verimlerin arttığı olumlu bir yıl olduğunu vurgulayan Bayraktar, bu durumun tarım fiyatlarına da yansıdığını 2011 yılının 9 ayında tarım fiyatlarının, ÜFE artış rakamlarının altında seyrettiğini kaydetti.
Özellikle birçok tarım ürününün hasat dönemi olan Ağustos-Eylül-Ekim döneminde tarım fiyatlarının gerilediğine, üretici gelirlerinin azaldığına dikkati çeken Bayraktar, aralık ayında bazı bölgelerde afetler yaşanmasına üreticinin zarar görmesine rağmen yıllık tarım fiyatları artışının, ÜFE’deki yıllık artışın altında kaldığını belirtti.
Bayraktar, ”Sonuç olarak, 2011 yılında genel olarak tarım ve gıda fiyatları menfi değil, müspet, enflasyonu aşağı düşürücü yönde ekonomiye olumlu katkıda bulundu” dedi.
2011-2012 üretim döneminde yeterli yağışlar alındı
2011-2012 üretim dönemine, ekim döneminde ülke genelinde yeterli yağışlar alınarak olumlu başlangıç yapıldığını bildiren Bayraktar, gelecek döneme ilişkin beklentilerine yönelik de değerlendirmede bulundu.
2012 yılı Ocak ayı başlarında Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde gerçekleşen sel, fırtına, hortum, sera ürünlerine ve narenciye ürünlerine zarar verdiğini hatırlatan Bayraktar, ancak bu afetin ülke üretimini etkileyecek boyutta olmadığını söyledi.
Bayraktar, önümüzdeki aylarda ülke genelini etkileyecek afetin yaşanmaması durumunda tarım ürün fiyatlarında önemli artışlar beklemediklerini vurguladı.
Günümüzde ülkelerin öncelikleri arasında yer alan en önemli konu gıda güvencesinin sağlanması olduğunu belirten Bayraktar, gıda güvencesini sağlamanın yolunun ise tarımsal üretimden ve bu üretimi artırmaktan geçtiğini ifade etti.
Bayraktar ”Üreticiler, girdi fiyat artışları, afetlerin verdiği zararlar ve benzeri nedenlerle yeterli geliri elde edemezken 1-2 ayı değerlendirerek üretici fiyatlarının ÜFE rakamlarını artırmasından bahsetmek doğru değildir” dedi.
2011 yılı ÜFE, tarımsal ürün ve gıda fiyatlarındaki aylar itibarıyla yıllık artış şöyle:
AA
Patent ve faydalı model’de rekor başvuru

Adres Patent tarafından Türk Patent Enstitüsü verilerine dayanılarak yapılan açıklamaya göre, Türkiye’deki patent başvuruları 2010 yılında 3 bin 250 adet iken, bu sayı geçen yıl ilk kez 4 bini geçti. 2011′de yapılan 4 bin 87 patent başvurusuna faydalı model başvuruları da eklendiğinde başvuru sayısı 10 bin sınırına dayandı.
Başvurularda 1.582 ile İstanbul birinciliği elinde tutarken, Bursa 530 başvuru ile ilk kez Ankara’yı geride bırakarak ikinci sırada yer aldı.
Adres Patent Genel Müdürü Avukat Ali Çavuşoğlu, yaptığı değerlendirmede, patent başvurularındaki bu önemli yükselişi üretim odaklı üretimin gelişmesine ve üniversitelerin ARGE konusundaki atılımlarına bağlayarak, şunları ifade etti:
”Son dönemde gerek ekonomi zirvelerinde gerek akademik toplantılarda gerekse önemli devlet makamlarında ekonomik gelişimimiz için patent sayısının artırılması gerektiğinin önemle üzerinde durulmuştur. Kendi ekonomisine ve teknolojisine hükmedebilen bir ülke olmak için buluş yapmamız gerektiğinin önemini artık kimse göz ardı etmiyor.
Özellikle üniversiteler sanayi işbirliği ile önemli adımlar atarak buluş odaklı çalışmalara imza atıyor. Bakış açısındaki ve firmalardaki bu değişim bizi patent ve faydalı model başvuruları konusunda sürekli ileriye götürüyor.”
Geçen yılki artışı temel alarak yeni yılda 15 bin yerli buluş başvurusuna ulaşılacağını öngörüsünü aktaran Çavuşoğlu, ”Sektördeki gelişmelere baktığımızda 2012 yılında 7 bin patent sayısını rahatlıkla geçeceğimizi söyleyebilirim.
Bu rakama faydalı model sayıları da eklendiğinde toplamda 15 bine yakın yerli başvuru yapılmış olacak. 10 yılda 1 milyon patent hedefine ulaşmak için adım adım ilerliyoruz” dedi.
AA
Son 5 yılda en çok kazandıran yatırım aracı

5 yıldır en çok kazandıran yatırım aracı külçe altın oldu. Parasını altına yatıranların yüzü gülerken, reel getiriye (TÜFE’den arındırılmış getiri) bakıldığında mevduat faizi hariç diğer yatırım araçlarına yatıranlar zarar etti.
Bundan 5 yıl önce borsaya yatırım yapanların 100 lirası 90 liraya, dolar ve avro alanların ise 87 liraya düştü.
Aynı dönemde birikimini mevduat faizinde değerlendirenlerin 100 lirası 121 lira, altın alanların 100 lirası ise 230 lira oldu.
Mevduat faizleri, 2007 yılından bu yana sadece geçen yıl reel anlamda kaybettirdi. Geçen yılın haricinde söz konusu dönemde parasını mevduat faizine yatıranlar, yıllık ortalama yüzde 7-8 civarında kazanç elde etti.
Söz konusu yatırım araçları içerisinde en büyük dalgalanma İMKB 100 Endeksinde görüldü. Birikimlerini borsada değerlendiren yatırımcılar 2007 yılında yüzde 30,92 kazanırken, 2008 yılında yüzde 57,75 gelir kaybına uğradı. 2009 ve 2010 yıllarında sırasıyla yüzde 83,52 ve yüzde 23,62 oranında kazanç elde eden yatırımcıların birikimleri, geçen yıl ise yüzde 27,74 oranında değer yitirdi.
ABD doları ile avronun yıllar itibariyle gösterdikleri performans ise birbirlerine yakın seyretti. Birikimlerini söz konusu iki para biriminde değerlendiren yatırımcılar, aynı yıllarda kazandı ve yine aynı yıllarda kaybetti. Sonuç itibariyle 2007 yılında bu dövizlere yatırım yapanların birikimleri 5. yılın sonunda reel anlamda yüzde 13 eridi.
Altın
Altına yatırım yapanların parası ise 5 yılda reel anlamda yüzde 100′den fazla değerlendi. 2007 yılında altın alanlar, parasını hem enflasyondan korudu hem de kazanç sağladı. Külçe altın, böylelikle yatırımcısına 5 yılda yüzde 230,45 oranında kazandırdı.
Nominal anlamda bakıldığında ise altının kazancı 5 yılda 3 katı aştı. 2007 yılının sonunda 53,5 lira olan çeyrek altının fiyatı geçen yılın sonunda 165 liraya, 220 lira olan Reşat altının fiyatı ise 675 liraya çıktı.
Mevduat faizi, İMKB 100 Endeksi, ABD doları, avro ve altının yıllar itibariyle reel getirileri şöyle:
| 2007 | 2008 | 2009 | 2010 | 2011 | 5 Yılda 100 lira ne oldu? | ||||||
| Finansal Yatırım Araçları | Nominal Getiri | Reel Getiri | Nominal Getiri | Reel Getiri | Nominal Getiri | Reel Getiri | Nominal Getiri | Reel Getiri | Nominal Getiri | Reel Getiri | Reel Getiri |
| Mevduat Faizi | 16,99 | 7,93 | 15,46 | 4,91 | 15,91 | 8,81 | 7,93 | 1,44 | 7,37 | -2,79 | 121,47 |
| İMKB 100 Endeksi | 41,90 | 30,92 | -53,50 | -57,75 | 95,50 | 83,52 | 31,53 | 23,62 | -20,19 | -27,74 | 90,66 |
| ABD Doları | -17,70 | -24,07 | 31,20 | 19,21 | -2,40 | -8,38 | 1,01 | -5,07 | 22,85 | 11,23 | 87,54 |
| Avro | -9,20 | -16,23 | 22,50 | 11,30 | 4,60 | -1,81 | -8,53 | -14,03 | 22,36 | 10,78 | 87,17 |
| Külçe Altın | 5,90 | -2,30 | 34,80 | 22,48 | 33,50 | 25,32 | 24,77 | 17,27 | 44,76 | 31,06 | 230,45 |
AA
Melek yatırımcıya ‘Babacan’ motivasyonu

Melek Yatırımcılar Derneği Türkiye Başkanı Baybars Altuntaş, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın iş fikri olup sermayede sıkıntı yaşayan girişimcilere yönelik açıklamalarından memnuniyet duyduklarını belirterek, ”Ekonomi yönetiminin melek yatırımcılık sistemini telaffuz ediyor olması bile girişimcilerimiz için gerçek bir motivasyon kaynağı” dedi.
Altuntaş, yaptığı açıklamada, melek yatırımcılık sisteminin ülkemiz ekonomi yönetiminin gündemine girmesinin son derece sevindirici bir gelişme olduğunu söyledi.
Girişimcilerin en çok ilk finansman aşamasında zorlandıklarını belirten Altuntaş, başlangıç aşamasındaki finansman boşluğun doldurulmasında devletin aktif rol almasının önemli olduğunu dile getirdi.
İlk finansman aşamasında verilecek olan ”Melek Yatırım Desteği”nin girişimciler için çok değerli olduğunu ifade eden Altuntaş, ”2010 yılı içinde girişimcilere ABD’de 270 bin melek yatırımcı 26 milyar dolar, AB’de ise 75 bin melek yatırımcı 4 milyar avro finansman sağlamış durumda. Bireysel melek yatırımcıların yanı sıra bu ülkelerde yüzlerce melek yatırım ağı da kurulmuş durumda.
Ülkemizde de ekonomi yönetiminin melek yatırımcılık sistemini telaffuz ediyor olması bile girişimcilerimiz için gerçek bir motivasyon kaynağı. Sayın Babacan’ın iş fikri olup sermayede sıkıntı yaşayan girişimcilere yönelik açıklamaları milyarlarca dolarlık yatırımın kapısını açması açısından önem taşıyor” diye konuştu.
Altuntaş, ekonomi yönetiminin ”melek yatırım ağlarının” alt yapısını hazırlayacağına inandığını aktararak, bu sayede başlangıç aşamasındaki girişimcinin devletin yanı sıra, bağımsız melek yatırımcıların kuracağı melek yatırım ağlarından da istifade etmesinin yolunun açılacağını söyledi.
Ekonomi yönetiminin oluşturacağı pozitif eko-sistemin beraberinde yabancı melek yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisini de arttıracağını belirten Altuntaş, girişimcilere şu önerilerde bulundu:
”Her şeyi de devletten beklememesi gerektiğini düşünüyorum. Ekonomi yönetimi bu pozitif gelişmeleri sağlarken, girişimciler de kendi eksikliklerini hızla gidermeli.
Ekonomi yönetiminin alacağı kararları uygulamaya koyduğunda girişimciler tam donanımlı olarak hazır olmalı. İngilizce konuşma sorunu çözen girişimcilerin yanlarında ‘asansör sunum’, ‘ön sunum’, ‘power point sunum’ ve ‘iş planı’ muhakkak olmalı.”
AA
‘Bahreyn’in inşaat işlerine talibiz’

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye’nin, dünyanın Çin’den sonra 2. büyük uluslararası müteahhitlik sektörüne sahip olduğunu, ancak Türk müteahhitlerinin Bahreyn’de üstlenmiş olduğu işlerin yeterli olmadığını vurgulayarak, ”Özellikle Doğu Hidd, Doğu Sitra ve Kuzey Şehri isimli 3 yeni yerleşim merkezindeki her türlü proje, mühendislik, mimarlık ve yapım işlerine talip olduğumuzu ifade etmek isterim” dedi.
Bahreyn İskan Bakanı Basim Bin Yakup El Hamer’i Ekonomi Bakanlığında kabul eden Bakan Çağlayan, son günlerde iş adamlarıyla birlikte 4 ülkeye ziyaretlerde bulunduklarını ve bu ziyaretlerde önemli iş bağlantılarının gerçekleştirildiğini belirtti.
En kısa zaman içinde Bahreyn’e de gelmek istediğini belirten Çağlayan, özellikle son 10 yıl içerisinde Türkiye’de gerçekleştirilen gerek toplu konut gerekse kentsel dönüşüm alanındaki çalışmalardan elde ettikleri tecrübeleri Bahreyn’le paylaşmak istediklerini söyledi.
Konuk bakana, bu alanda Türk müteahhitlik sektörüne güvenebileceklerini dile getiren ve Türk müteahhitlerini tavsiye eden Çağlayan, şunları kaydetti:
”Dünyanın Çin’den sonra 2. büyük uluslararası müteahhitlik sektörüne sahibiz ama maalesef Bahreyn’de müteahhitlerimizin üstlenmiş olduğu işler son derece az. Biz 281 milyon dolarlık 3 tane konut projesinin ötesinde sizlerin 10,20,30 milyar dolarlık işlerinize talibiz.
O yüzden özellikle Doğu Hidd, Doğu Sitra ve Kuzey Şehri isimli 3 yeni yerleşim merkezindeki her türlü proje, mühendislik, mimarlık ve yapım işlerine talip olduğumuzu ifade etmek isterim. Değerli kardeşim, bizden iyi stadyum yapan bulamazsınız. Onun için Türk müteahhitleri sizin bu ihtiyacınıza en iyi şekilde cevap verir. Karşılıklı yatırımlarımız da var ama yeterli değil. Bahreynli kardeşlerimizin Türkiye’de 296 milyon dolar, Türk şirketlerinin de Bahreyn’de 170 milyon dolar yatırımı var. Bunu artırmamız gerekiyor.”
”Bahreyn’in desteğini bekliyoruz”
Türkiye ile Bahreyn arasında mükemmel bir dostluğun bulunduğunu, bu nedenle son derece mutlu olduğunu dile getiren Çağlayan, Van’da yaşanan deprem sonrasında yapılan yardımlar içinde konuk bakana teşekkür etti.
Bakan Çağlayan, bu dostluğa binaen El Hamer’den, EXPO 2020′nin İzmir’de gerçekleştirilmesi, Türkiye’nin 2015-2016 dönemi için BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği konusunda ve 13. İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nin ev sahipliği konusunda Bahreyn’in desteğini beklediklerini söyledi. Çağlayan ayrıca, Türkiye-Bahreyn 5. Dönem Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı’nın 19 Şubat 2010 tarihinde yapıldığını hatırlatarak, gelecek toplantının da bu yılın ikinci çeyreğinde Ankara’da yapılmasının yararlı olacağını ifade etti.
”Dış ticaret hacmimizi artırmak istiyoruz”
İki ülke arasındaki ticari rakamların yetersiz olduğunu aktaran Çağlayan, toplam 272 milyon dolarlık dış ticaret hacminin Türkiye ile Bahreyn gibi iki kardeş ülkenin dostluğuna yakışmadığını ve bunu artırmak istediklerini kaydetti.
Bakan Çağlayan, iki ülkenin benzer önemli bir özelliği olduğunu vurgulayarak, ”Bahreyn, dünya finans merkezleri arasında önemli bir yer teşkil ediyor. Biz de İstanbul’u dünyanın önemli finans merkezlerinden biri yapmak için önemli projelere imza attık” dedi.
Bahreyn’de 10 Türk bankasının bulunduğunu aktaran Çağlayan, bu bankaların 35 milyar dolarlık bilanço ile Bahreyn’in toplam bankacılık sektörünün yüzde 14′ünü oluşturduğunu bildirdi.
”Türk müteahhitleri bizim için her zaman 1. sırada”
Bahreyn İskan Bakanı Basim Bin Yakup El Hamer de Türk müteahhitlik sektörünün dünya çapında yaptığı namdan haberleri olduğunu söyledi.
Türk müteahhitlerinin Bahreyn’de kendileri için her zaman 1. sırada olduğunu aktaran El Hamer, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin her geçen yıl geliştiğini, daha fazla gelişmesi konusunda da istekli olduklarını ifade etti.
Türkiye’ye Bayreyn Kralı Hamad bin İsa Al-Halife’nin talimatlarıyla geldiklerini dile getiren El Hamer, şöyle konuştu:
”Kralımız bize, ‘Gidin ve Türklerle ilişkilerinizi geliştirin’ diye talimat verdi. Özellikle inşaat alanında, sosyal nitelikli konut konusunda sıkıntılarımız var. Şu an 50 bin konut beklemekte. Bu sorunu en kısa zamanda çözmek istiyoruz. Bahreyn’de 1-2 yıl içerisinde en büyük sektör, iskan sektörü olacak. Bu konuda Türkiye ile önemli işbirlikleri yapmak istiyoruz. İki ülke arasındaki ticaret konusunda da özellikle inşaat malzemelerine ihtiyacımız var. Bu alandaki işbirliğimizi artırmak istiyoruz. Ben şahsen Bahreyn’in büyük bölümündeki inşaatların Türk müteahhitleri tarafından yapılmasını temenni ediyorum.”
Konuşmaların ardından ziyaret, basına kapalı olarak devam etti.
AA







