Ütü yapmanın püf noktaları

Ancak işin püf noktalarını bildikten sonra kolay ve doğru bir şekilde giysilerinizi rahatça ütüleyebilirsiniz. Peki ütü yapmanın püf noktaları nelerdir?
Reader’s Digest dergisinde yer alan haberde, ütüyü doğru yapmanız için 8 öneri bulunuyor. Rowenta ütülerinin Ürün Müdürü Donna Wallace giysilerinizi ve çamaşırlarınızı mükemmel bir şekilde nasıl ütüleyebileceğinize dair ipuçlarını sizlerle paylaşıyor:
1. Giysilerinizi en düşük ve en yüksek sıcaklık gerektiren türlerine göre ayırın. İpekleri ve sentetik giysileri düşük ve orta ısıda, yünleri orta ısıda, pamuk ile ketenleri ise yüksek sıcaklıkta ütüleyebilirsiniz. Doğru ısının ayarlanması önemlidir, bu nedenle ütünün ısısını değiştirdikten sonra birkaç dakika ısının ayarlanması için bekleyin.
2. Giysilerinizi ütüledikten sonra hemen askıya asın ya da katlayıp yerine kaldırın.
3. Ütü yaparken asla dairesel hareketler kullanmayın. Çünkü kumaşı esnetip uzatabilirsiniz. Giysilerinizi boyuna ütüleyin ve kırışıklıklarınızı buhar püskürterek yok edin.
4. Masa örtüsü ya da perde gibi büyük parçaları ütülediğinizde ütü masasının yanına sandalye yerleştirin ve ütülediğiniz bölümü sandalyenin üzerine dikkatlice yerleştirin. Ayrıca büyük parçaları havluyla kaplanmış bir masanın üstünde de ütüleyebilirsiniz. Ancak masanızın buhardan ve yüksek sıcaklıktan etkilenmeyeceğinden emin olun.
5. Hassas kumaşları pamuk bir kumaş, mendil ya da tülbent ile ütüleyin. Ayrıca bu giysilerin parlamasını önlemek için tersinden ütüleyin.
6. Ütü yaparken uzatma kablosu kullanmak zorundaysanız, 12 amperlik kablo kullanın. Daha düşük amperdekiler aşırı ısınabilir ve yangın çıkarabilir.
7. Pilili bir etek ya da kumaş ütülerken alttan bastırın. Önce pililerin iç kısmı sonra dışını ütüleyin. Pilileri buhar püskürterek ayarlayın.
8. Kırışıklıkların tamamen kaybolması için ütüyü bitirdikten sonra giysileri birkaç saat bekletin.
Zaman
Incoming search terms:
- tesettürlü nişanlılar
- aydan tesettür abiye
Tesettür tasarımlarının genç yeteneği

Liseyi ve üniversiteyi başarıyla bitiren tasarımcı, geçtiğimiz ay 2 bin 500 kişinin katıldığı uluslararası bir yarışmada dereceye girdi.İngiltere’de düzenlenen uluslararası tesettür kıyafetleri yarışması “Silk Route StyleIn” sonuçlandı. Yaklaşık 2 bin 500 kişinin katıldığı yarışmada ülkemizi Fatma Çakır Sevildi temsil etti. “Yeni Osmanlı” temalı özgün tasarımıyla Rabia Z. ve Adnan Khalid gibi ünlü moda tasarımcılarından oluşan jürinin değerlendirmesi sonucunda 15 finalist arasına girdi ve 8. oldu. Biz de bu başarılı moda tasarımcısını tanımak için Fatih’teki atölyesine gittik.
Fatma Çakır Sevildi’nin yarışmaya katıldığı, hardal rengi, iç kısımlarından leopar desenlerinin görüldüğü elbisesi cam kenarındaydı ve atölyesinde en az onun kadar güzel pek çok tesettür abiye ve gelinlik modelleri vardı. Belli ki usta ellerin eseriydi bu kıyafetler. Nitekim Sevildi yanıltmadı bizi.
Henüz çocuk yaşlarda başlamış tasarıma merakı. Lise eğitimi de bu merakın nihayetinde şekillenmiş. Kabala Anadolu Kız Meslek Lisesi’nde tekstil okuyan tasarımcı, bölümünü birincilikle bitirmiş. Gazi Üniversitesi Moda Tasarımı Öğretmenliği bölümünde lisans eğitimini tamamlamış ardından. Bir de üniversiteyle eşzamanlı devam ettiği Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nde stilistlik eğitimi var. 2008′de onur belgesiyle mezun olan tasarımcı, ailevî nedenlerle tasarıma 1 yıl ara verse de bugün profesyonel bir şekilde devam ediyor. Ancak yaklaşık iki yıl önce İbrahim Burak Sevildi ile yolları kesiştiğinden artık Ankara’da değil İstanbul’da…
Sevildi’nin eşi de kendisi gibi tasarımcı. Daha çok grafik çalışmaları yapıyor. Sevildi, “İkimiz de tasarımcı olduğumuzdan hayata aynı pencereden bakıyorduk. Beni çok cesaretlendirdi ve evlendikten yaklaşık 2 ay sonra burayı açtık.” diyor. Kolay değil tabii Fatih gibi yıllardır yüzlerce gelinlik ve abiye dikimlerinin yapıldığı, kökleşmiş markaların olduğu bir yerde tutunmak. Bu süreçte sosyal medya yetişmiş imdada. Sevildi, müşterilerinin yüzde 90′ının kendisini internetten bulduğunu söylüyor. Kış aylarında olmamıza rağmen işleri de durgun değil. Tabii bunda yine sosyal medyanın etkisi büyük. Çünkü o, tüm çizimlerini ve tasarımlarını Facebook’ta ve Twitter’da paylaşıyor.
Kendisinin en çok beğendiği modacılar arasında Hakan Yıldırım ve Dilek Hanif bulunuyor. Yabancılardan takip ettiği isimler ise Lübnanlı Elie Saab, Dior’un tasarımcısı John Galliano ve Karl Lagerfeld. 26 yaşındaki genç moda tasarımcısının geleceğe dair planları arasında, kişiye özel gelinlik ve abiye sektöründe öncü olmak ve aynı zamanda akademik kariyerini sürdürmek var. Bunun için çalışmalara şimdiden başlamış. ‘Tasarımcının El Kitabı’ adı altında, içinde teknik ve artistik çizimlerin bulunduğu bir kitap hazırlamış. Sponsor bulduğu an bu kitabı yayımlayacak…
Jüri üyeleri arasında Ortadoğulu modacılar var
Islamic Design House ve İngiltere merkezli Silk Route firmasının ortak gerçekleştirdiği “Silk Route StyleIn” yarışması 2007 yılından bu yana yapılıyor. Sanal ortamda düzenlenen yarışmanın amacı tesettür tasarımları yapabilen genç yetenekleri keşfetmek. Birinci olan kişi Silk Route firmasına koleksiyon hazırlıyor ve 6-7 dergide tasarımları yer alıyor. Dereceye girene maddi bir ödül de veriliyor. Yarışmanın jüri üyeleri arasında Silk Route firmasının baş tasarımcısı Adnan Khalid ve moda tasarımcısı Rabia Z. ile Muna AbuSulayman var.
Incoming search terms:
- gelinlik modelleri avrupada
- genç tesettür elbise modelleri
- tesettür nişan elbiseleri
- tesettürlü hamile abiyeleri
- tesettür çalışan moda evleri
- moda evi tesettür nışan elbise modelleri
- genç tesettür modelleri
- osmanlı abiye modelleri
- tesettur gelinlik fransız
- tesettürde abiye modası
Gebelikte sigara öldürüyor!

Gebelik esnasında sigara kullanımı hem anne hem de bebek sağlığına ciddi biçimde zarar verdiğini ifade eden Nysa kadın Doğum Hastanesi hekimlerinden Op. Dr. Yalçın Yarar “Sigara intrauterin dönem, bebeklik ve çocukluk dönemlerindeki hastalık ve ölümlerin en önemli önlenebilir nedenleri arasındadır. Gebelik esnasında sigara kullanan annelerin bebeklerinde düşük doğum kilosu, ani ölüm sendromu, bebeğin anne karnında ölmesi, ileriki dönemlerde davranışsal sorunlar görülmesi gibi pek çok sorun ortaya çıkabilmektedir.
Bu nedenle gebelikte sigaranın bırakılması anne ve bebek sağlığı açısından son derece önemlidir. Pasif sigara dumanına maruz kalan anne adayları ise, bebeğini kaybedebilir, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurabilir, doğumsal anomalisi olan bebek doğabilir, bebekler doğduktan sonra ilk 6 ay içinde aniden ölebilir, bebekler doğduktan sonra daha sık hastalanır, bebeklerin akciğer fonksiyonları daha az gelişir, bebeklerde pnömoni, astım gibi sağlık sorunları daha fazla görülebilir” diyerek aynı zamanda fedakarlık anlamına gelen anneliğin çocukları için hamilelik döneminde sigara içmemelerini önerdi.
“SİGARA İÇEN HAMİLELERİN KORDANLARINDAN BEBEĞE YETERLİ OKSİJEN TAŞINMIYOR”
Sigaranın içinde bulunan maddelerden olan nikotin ve karbonmonoksitin bebek sağlığı açısından son derece zararlı olduğunu ve bunun minicik bebeklere daha çok zarar verdiğini kaydeden Op. Dr. Yarar, “Bebek plasenta ve kordon aracılığıyla beslenmektedir. Sigara içen gebelerde, bebeğe yeterli miktarda oksijen taşınamadığından dolayı bebekler yeterince beslenememekte ve gelişememektedir. Oksijen bebeklerin büyümesini ve gelişmelerini sağlayan en önemli taşıma aracıdır. Anne kanında oksijen azaldığı zaman bebeğe giden oksijen miktarı ve diğer besin öğelerinin miktarı da azalmaktadır. Dolayısıyla sigara içen annelerin bebeklerinde büyüme ve gelişme geriliği ortaya çıkabilmektedir.
Sigarada bulunan diğer zararlı maddeler ise, anne kanı ile taşınarak, bebeğe kadar ulaşabilmekte ve bebek bu maddelerden zarar görebilmektedir. Bebek anneye bağlıdır ve annenin yaptığı her hareketten etkilenmektedir. Gebelikte anne sigarayı bırakmaya başladığı andan itibaren bebek sağlığı da olumlu yönde etkilenmeye başlayacaktır.
Anne sigarayı bıraktığında kanı zehirli maddelerden arınacak ve bebeğe daha bol miktarda oksijen gitmeye başlayacaktır. Bu nedenle anne adayı gebeliğinin hangi aşamasında olursa olsun sigarayı bırakma konusunda geç kalmış sayılmayacaktır. Bir hekim olarak herkesin, annelere ve anne adaylarının ise özellikle sigaradan uzak durmasını tavsiye ediyorum” dedi.
İHA
Dul kadınlara maaş müjdesi

TBMM Genel Kurulunda, milletvekillerinin sözlü sorularını yanıtlayan Bakan Şahin, şiddeti önleyici, koruyucu tedbirlerde eğitimin güncellenmesi bilinciyle eğitim politikalarını belirlediklerini ifade etti. Bu kapsamda temel eğitimin çok önemli olduğunu belirten Şahin, kadın erkek eşitliği konusunda nasıl bir eğitim verilmesi üzerinde çalışıldığını, bütün materyallerin incelendiğini söyledi.
”Temel eğitimi bitirmiş olan erkeğe nasıl ulaşılacağı” konusunda 3 ayrı protokol imzalandığını anlatan Şahin, Genelkurmay Başkanlığı ile yapılan protokolde er ve erbaş eğitiminin şiddetin önlenmesi açısından çok önemli olduğunu, bu alanda eğitimin güçlendirilerek devam ettiğini kaydetti.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılan görüşmede, konunun cuma ve bayram hutbelerinde kadın erkek eşitliği ve şiddetle mücadelede İslam dininin bir sevgi ve barış dini olduğu ve konuyla ilgili duruşun anlatıldığını belirten Şahin, şöyle konuştu:
”Şiddet gören kadın nereye gidecek, gittiğinde kolluk ona nasıl yardımcısı olacak? Buna ilişkin çalışmalar BM ile yapılan protokolle başlamıştır. 40 bin polisimize eğitim verilmiştir. Ayrıca, acile gelen kadına nasıl yaklaşılacağı, tedavi edileceği, psikolojik destek verilmesi de sağlanmıştır. Aile mahkemeleri hakimleri ve Cumhuriyet savcılarıyla da eğitim çalışmaları başlamıştır ve devam etmektedir. 74 milyonu kapsayan bu topyekün eğitim seferberliğini önemsiyoruz.”
-Özürlülerin istihdamı-
Bakan Şahin, engellilerin sadaka değil iş istediğini belirterek, istihdam ve hizmetlere ulaşılabilirliği önemsediklerini kaydetti. Şahin, şöyle konuştu:
”Bizim dönemde 2002′den istihdam edilen özürlü memur sayısı 5777 iken, 2011 Ağustos itibarıyla bu 20 bin 829′a ulaşmıştır. 10 yılda yüzde 360 artış sağlanmıştır. Özürlü işçi sayısı da 2002′de 10 bin 883 iken, 2011′de 32 bin 257′ye ulaştı. Artış yüzde 227′dir. Her bir özürlümüz boş kalan kadroya yerleşinceye kadar politikamızı güçlendirerek devam ediyoruz. Sınav sistemini değiştiriyoruz. Görme, bedensel, işitme ve ruhsal engelli kategorisi olacak. Her engelli kendi kategorisinde sınava girecek. Şubat ayı itibarıyla alımlar, engelli vatandaşlarımıza duyurulacak. Haziran’da sınav yapıyoruz. Sonuç açıklanır açıklanmaz, kamuda ne kadar boş kadro varsa takibini yapıp yerleştirinceye kadar sürdüreceğiz. Bu bizim en önemli konumuzdur. ”
Türkiye genelinde özürlü sayısını netleştirmek için çalışma yapıldığını bildiren Şahin, bu çalışmayla gerçek özürlü sayısının ortaya çıkarılacağını, bununla özürlü gruplarının da yeniden belirleneceğini söyledi. Şahin, kamudaki boş özürlü kadrolarının da takipçisi olacaklarını vurguladı.
-”Çocuk yaşta birinin çocuk sahibi olmasını kabul edemeyiz”-
Şahin, küçük yaşta evliliklerle ilgili soruyu yanıtlarken, kızların mutlaka eğitim imkanlarından yararlanması gerektiğini, zorunlu eğitimin 12 yıl olmasının bunun sağlanmasında önemli olacağını belirterek, şöyle konuştu:
”Annenin, babasının izin vermesini kabul edemeyiz. Çocuk yaşta birinin çocuk sahibi olması bizim kabul edebileceğimiz bir şey değil. Sosyal yaraları da beraberinde getiriyor. Bakanlık olarak neler yapılabileceği üzerinde çalışıyoruz. Toplum destekli ve Emniyetle ilgili çalışmalarda, o bölgelerde bunu önceden kontrol altına alacak mekanizmayı geliştirmeliyiz. Anne, babanın bilincinin yükseltilmesi, izin veriyorsa da ‘ceza alacaksın’ diye yaptırım konması gerektiğini düşünüyorum. Medeni Kanuna uygun olmayan hiçbir evliliği de kabul edemeyiz.
Ayrıca, 15 yaş altında tecavüz ve cinsel istismar olduğunda, bir de ‘ruh sağlığı bozuldu mu bozulmadı mı’ diye rapor isteniyor. Rapor istenmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Bunun için TCK’da değişiklik yapılmalı. Adalet Bakanlığı ile gerekli çalışmaları başlattık. 15 yaşın altında biri, cinsel istismar veya tecavüze maruz kaldığında bir de ‘ruh sağlığı bozuldu mu’ diye sorulabilir mi? Böyle saçma bir soru olabilir mi? ”
-”Güvenli internete ilk geçenlerden biriyim”-
Şahin, ”güvenli internet” uygulamasına geçmek üzere şu ana kadar 200 bin ailenin başvuruda bulunduğuna işaret ederek, ”Seçmek özgürlüktür. Uygulama önce kamuoyunda sansür gibi algılandı. Oysa tamamen tercihe bağlıdır. Ben güvenli internete ilk geçen kişilerden biriyim. İki evladım var. Bilgi ve teknoloji çağındayız. Asla yasaklayamayız ama kontrollü kullanımı, ebeveyn olarak sağlamak zorundayız. Çocukları buradan gelecek tehlikelere karşı koruyacak bir mekanizmayı destekleyici ve güçlendirici kampanyaları önemsiyoruz” diye konuştu.
-Kadın sığınma evlerine yönelik çalışmalar-
Kadını şiddetten korumaya yönelik yasal altyapı çalışmalarını tamamladıklarını bildiren Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin, ayrıca çocuk hakları, çocuk istismarı konusunda hukuki alandaki eksikliklerin giderilmesi için Bilim Kurulu oluşturduklarını, kurulun hazırlayacağı rapora göre hem hukuki temeli güçlendireceklerini hem de uygulamadaki eksiklikleri giderecek destekleyici mekanizmaların oluşturulacağını ifade etti.
Şahin ,kadın sığınma evlerine ilişkin yönetmeliği değiştireceklerini belirterek, şöyle konuştu:
”Sığınma evleri şiddete maruz kalmış kadını korumak için kurulan bir sistemdir. Fiziksel, gıda, barınma ihtiyacı gideriliyor ama bu yeterli değil. Neye ihtiyacı varsa, kalite bazlı bir yönetim anlayışı getiriyoruz. 3 aylık kalma süresi var ama kadının durumuna göre bu süre 6 aya veya daha fazlaya çıkarılabiliyor. Meslek kurslarıyla, meslek ve iş edinmesi, okuma yazma sorunu veya diploma sorunu varsa bunları da karşılayacak şekilde kadın sığınma evlerinde de kurslar açabiliyoruz. Kadınların ihtiyacı olan meslek kursları, hukuki, psikolojik desteği verecek kaliteli yönetim anlayışını hayata geçireceğiz. Geçici mali yardımı Bakanlık olarak veriyoruz. Eğer kadının istihdam talebi varsa, İŞKUR ile bağlantı kurup öncelikle iş bulmalarını da sağlamak istiyoruz. Sayısal, nitelik ve nicelik olarak sığınma evlerini artırmak istiyoruz.”
-”İnternet nedeniyle boşanmalar…”-
Bakan Şahin, internet nedeniyle boşanma olayları yaşandığını ve boşanmaların yüzde 10′unun bu nedenle meydana geldiğini ifade etti.
Uyuşturucu ile mücadele konusunda da çok yoğun bir çalışma yürütüldüğünü anlatan Şahin, ”Buna ilişkin araştırma yaklaşık 3 ay içerisinde tamamlanacak. Araştırma o noktada kalmayacak, proje üreteceğiz” dedi.
Eşi vefat etmiş kadınların durumuna ilişkin de bir çalışma yapıldığını anlatan Şahin, ”Bu durumun 150 bin haneyi ilgilendirdiğini gördük. Eşi vefat etmiş bu insanlara aylık bağlanacak bir sisteme geçiyoruz. Bunlar kaymakamlığa gelmeden onurlu bir şekilde bu paralarını alacaklar” diye konuştu.
Başkanvekili Meral Akşener, sözlü soruların yanıtlanmasının ardından Komisyon ve Hükümeti yerine oturmaması üzerine birleşimi yarın saat 13.00′te toplanmak üzere kapattı.
AA
Incoming search terms:
- eşi vefat etmiş kadınlar için sosyal yardım
Sorunlar baba’ya nasıl yansıtılmalı?

Psikolog Ayşe Handan Özkan, annelerin üs-tesinden gelemedikleri problemi abartmadan, felaket senaryosuna dönüştürmeden babaya aktarmasını öneriyor.Ailede çocuğun sorunları ile genellikle anne ilgilenir. Kimi anne bu durumu babaya yansıtmadan çözmeye çalışır. Bu da ilerleyen günlerde problemin daha da büyümesine sebep olabilir. Kimi de babayı hemen haberdar eder, netice olarak anne-çocuk ilişkisi zedelenir, çocukta anneye karşı bir güvensizlik oluşur. Sorun karşısında iki ara bir derede kalan anne, nasıl bir yol izlemeli ki, iki tarafı da memnun etsin? Öncelikle olayın mahiyetine bakmak gerektiğini söyleyen psikolog Ayşe Handan Özkan, “Büyük bir problem ise abartmadan, felaket senaryosu oluşturmadan, uygun bir dille babaya aktarılmalı ve olumsuz durum birlikte aşılmalı.” tavsiyesinde bulunuyor.
Özkan, toplumda her problemi annenin çözmesi gerektiği algısının yanlış olduğunu ifade ediyor. Bu durum da babanın kendisini sorunlardan soyutlanmış hissettiğini belirten Özkan, ayrıca bir problemle yüzleştiğinde ne yapacağını bilemez hale geldiğini söylüyor. Ayşe Handan Özkan, “Bir baba, daha küçük yaşlarında çocuklarının basit sorunları olduğunda ne yapılacağına dair bir tecrübe edinmez ise büyük problemler karşısında ya tepkisiz kalabilir veya aşırı tepki gösterebilir.” diyor.
“Çocukla ilgili sorunları baba da bilmeli” diyen Özkan, ancak öncelikle sorunun mahiyetine bakılması gerektiğini belirtiyor. Özkan, babaya aktarılacak hususun ‘Büyük bir problem mi? yahut değil mi?’ olduğuna dikkat etmek gerektiğini aktarıyor. Bazı sorunlar karşısında baba haberdar edilmemiş ise bu durumun aile içinde büyük kavgalara sebep olabildiğini belirten Özkan şöyle konuşuyor: “Bu, birkaç kez tekrar etmiş ise eşler kendi aralarında tartışıp, problemin gidişatını saptırabiliyor. Mevzu, çocuğun problemi olmaktan çıkıyor, sorunlu durumu kendi geçmişte yaşadıkları sıkıntıların bir örüntüsü olarak değerlendirerek birbirlerine şiddet uygulayabiliyorlar. Baba bu sorunlardan haberdar olduğunda problemi daha çok büyütüp, evde huzursuzluk oluşmasına neden olacak şekilde davranabiliyor. Çünkü kendini aileden soyutlanmış veya dışlanmış hissediyor. Bu nedenle babaya lisanî hal ile de olsa konular aktarılmalı.”
Özkan’a göre annenin tek başına aşabileceği bir durumu, bir tür felaket senaryosu ile babaya aktarması aile içinde huzursuzluk oluşturuyor. Örneğin çocuk ,arkadaşının silgisini çok beğenip izinsiz almış ise anne bunu kendi başına çözebilmeli, çocuğa bunun yanlış olduğunu, arkadaşından özür dilemesi gerektiğini bir şekilde anlatmalı. Fakat arkadaşının cebinden harçlığını veya bisikletini izinsiz aldıysa, bu durum ertelenmeden baba ile konuşulmalı, problem hep beraber aşılmalıdır.
Bilgisayara saat ayarı konulabilir
Anne, çocuk için en güvenli internet ortamını oluşturmalı ve gerekirse internetin kapatılması ile alakalı her gün konuşmalı, neden kapatılması gerektiği anlatılmalı. İnternetin açık kalacağı zamandan ayrı olarak annenin 15-20 dakika fazladan süresi olabilir. Fakat bunu sadece anne bilmeli. Çocuk, bu ekstradan süresini aşmış ve hâlâ kapatmamakta ısrarcı olmaya devam ederse, konunun babası ile konuşulacağı bildirilmeli. Eğer devam ediyorsa anne, eşi ile konuşup ortak bir çözüm arayışına girmeli. Mesela internetin bir süreliğine kaldırılması, bilgisayara saat ayarı koyulması gibi. Hâlâ devam ederse çocuğun çok sevdiği bir şeyden mahrum bırakılması iyi sonuç verebilmektedir.
Kızları, örnek olacak ablalarla bir araya getirin
Ebeveyn, kızlarının giyimini tasvip etmiyorsa, durumdan hem annenin hem de babanın bilgisi olmalı. Bu mevzu ile baş etmek anne için çok zordur. Çünkü bazen babalar olup bitenle ilgili anneyi suçlama yoluna başvurabilmektedir. Eşler, birbirlerini suçlamadan çözüm arayışı içine girmeli. Kızlarını, bir kaç yaş büyük bir abla ile sık sık bir araya getirmeleri iyi bir çözüm yoludur. Ona örnek olabilecek nitelikteki kişinin eleştiren pozisyonda olmaması gerekir. Çünkü eleştiri, inatlaşmasına yol açar. Baba ile annede sürekli ilişkilerini korumalı, bunun geçici bir dönem olduğunu bilmeli. Fakat gençlik özentisi diyerek boş da bırakmamalı.
Çocuk, annesine herşeyi anlatabilmeli
Çocuk, annesini her zaman her şeyi rahatlıkla anlatabilir pozisyonda bulmalı. Bu da onu yanlış yapmaktan korur. Anne konuya vâkıf olduktan sonra babasına da konu hakkında bilgi vermek için kızından izin istemeli. Bu, kız çocuğunun annesine olan güvenini artırır.
Zaman
Erkekleşen kadının sonu kellik Mi?

‘’Erkekleşen Kadının Sonu Kellik Mi?’’ olacak sorusunu Akademi Saç Terapi Merkezi Saç Sağlığı Uzmanı (Trikolojist) Evrim Bayraktar’a yönelttik ve şu uyarıyı aldık: ‘’Saç dökülmesi fark edildiği anda geç kalmadan bir uzmandan bilgi ve profesyonel destek almak gerek’’
Günümüzde kadınlar hem erkekler kadar yoğun çalışıp hem de ev ve çocuklarla ilgili sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyor. Her şeyi aynı anda yapmaya çalışırken de bünyesini fiziksel ve duygusal olarak zorluyor. Akademi Saç Terapi Merkezi Saç Sağlığı Uzmanı (Trikolojist) Evrim Bayraktar yorucu tempoyla birlikte gelişen stresin saç üstündeki olumsuz etkisi en çok iş hayatına aktif katılan kadınlarda gözlemlendiğini söyledi. Bayraktar, günlük stresin saç sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, ‘’Stresin günümüz insanını pek çok açıdan etkilediği artık herkesçe bilinen bir gerçek. Stres vücut dengemizi etkileyerek, farklı açılardan saçın sağlıklı seyreden yaşam döngüsünü değiştirebilmektedir.
Stres hormonların çalışma dengesini değiştirebildiği için, saç kaybında da etkili bir faktördür. Testosteron hormonuna duyarlı saç yapısı, hormon düzeyindeki değişimlere yağ salgısını artırarak tepki verir. Bu nedenle stres altındayken saç derimiz daha çok yağlanır, bu yağ salgısıyla saçlı derinin gözeneklerinin tıkanma riski artar ve saçı besleyen kanallar daralabilir. Ayrıca, fiziksel ve duygusal baskı altındayken vücut fonksiyonlarımız yavaşlar dolaylı olarak saça daha az besin ve oksijen taşınır. Vücudumuz stres altındayken, bu durumla mücadele edebilmek için adrenalin salgılamaya başlar. Bu hormon da bizi daha cesur ve daha güçlü yapar. Ancak bu hormonun salgısıyla birlikte erkeklik hormonu “ testosteron” da artmaya başlar. Bu durumdan en çok kadınlar etkilenir. Kadınlarda, eğer genetik bir yatkınlık da varsa, testosteron hormonun baskın hale gelmesiyle, saç dökülmesini meydan getiren saç kılıfı içindeki kimyasal reaksiyonlar artar ve sonuç artan saç dökülmesi olur.’’
Saç Dökülmesi Kadınlarda Ciddi Artış Gösterdi
Stresin saç üstündeki olumsuz etkisi en çok iş hayatına aktif katılan kadınlarda gözlemleniyor. Akademi Saç Terapi Merkezi Saç Sağlığı Uzmanı (Trikolojist) Evrim Bayraktar kadınlarda saç dökülmesi ciddi bir artış olduğunu belirterek;’’ Eskiden kadın evde oturup, çocuk doğuruyor, yemek pişirirdi. Günümüzde kadınlar erkekler kadar yoğun aynı zamanda hem evle hem çocuklarla ilgilenip, her şeyi aynı anda yapmaya çalışıyorlar. Kadınların bünyesini hem fiziksel hem duygusal olarak zorlayan bu yorucu tempo sonucu, son yıllarda kadınlarda görülen saç dökülmesi ciddi bir artış göstermektedir.’’ dedi.
Erkekler de Kelleşiyor!
Saç Sağlığı Uzmanı Evrim Bayraktar stresin erkeklerde de saç kaybını hızlandırıcı etkiler gösterdiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: ‘’Özellikle erkek tipi– genetik- saç kaybı yaşayan kişilerin; sınava hazırlık, askerlik, yoğun ve uzun saatler süren iş temposu gibi fiziksel ve psikolojik olarak zorlandıkları dönemlerde saçları daha yoğun dökülür. Bununla beraber, ağır bir hastalık, geçirilen bir ameliyat, aşırı duygu yüklü ruhsal durumlardan (boşanma, ölüm, ayrılık vs. gibi) belli bir süre sonra aşırı saç dökülmesi görülebilir. Önlem alınmazsa, dökülmenin kişide yarattığı olumsuz duygu ve düşünceler beraberinde artan endişe veya depresyon aşırı stres hormonu (adrenalin gibi) salgılanmasını tetikleyerek dökülmeyi ısrarlı hale getiren bir kısır döngü oluşturur.’’
Sonuç olarak aşırı stres ;
1.“Telogen effluvium” adı verilen geçici saç dökülmelerine sebep olabilir. Yoğun saç dökülmesinin görüldüğü bu dönemde stres, saçın uzama evresini sonlandırarak, saçı dökülme evresine sokar ve günlük yüzlerce teli bulan bir dökülme başlar. Saçlarda dökülme 6-12 hafta devam edebilir (önlem alınmazsa daha uzun da sürebilir). Saç hacminde genel bir azalma olur ve saçın en fazla %50 si bu dökülmeden etkilenir. Bu şekilde dökülen saçların büyük oranda geri dönüşü vardır.
2. Saç kaybı sebebi genetik yatkınlık, hormon dengesizlik, metabolik rahatsızlık ve ya bağışıklık sistemi rahatsızlığı olan kişilerde stres saç kaybını hızlandırıcı etkiye sahiptir.
3. Hali hazırda saç kaybı olan kişilerde stres yaşam kalitesini negatif yönde etkiler ve var olan saç dökülmesinin kötüleşmesine sebep olur.
4. Asıl saç kaybı sebebinizi maskeleyebilir. Kişi 3 aydan fazla süren saç dökülmesini sadece strese bağlar ve önlem almayabilir. Ancak dökülmenin arkasında daha ciddi sebepler olabilir. Bu nedenle saç kaybını yaratan gerçek sebebin araştırılması önemlidir. Saç dökülmesi ancak onu ortaya çıkaran negatif durum düzeldiğinde dengelenecektir.
Yoğun stresin saç üstündeki olumsuz etkilerini azaltmak için, dengeli beslenmeli, spor yapmalı ve en önemlisi de saç dökülmesi fark edildiği anda geç kalmadan bir uzmandan bilgi ve profesyonel destek almak gerekir.
Haber7
Saç uzatmanın yolları

Uzun saçlar kadınların vazgeçilmezlerindendir. Fakat bazen değişiklik olsun diye kadınlar saçlarını kısacık kestirebilirler. Her ne kadar bunun pişmanlığını bazen yarasalarda artık geri dönüş yoktur.
Alternatif seçimlerden biri olan kaynak ya da çıt çıt uygulamasını sevmiyorsanız yapmanız gereken saçlarınızın uzamasını hızlandırmaktır. Fakat bazı kadınların saçları çabuk uzamaz. Bunun için ise yapılması gerekenler vardır. Gelin şimdi bunlardan bahsedelim.
1. Saç kırıkları saçların uzamasına engel olan en önemli etkendir. Saçların ucunda olan kırıklar saç uzamasını yavaşlatır. Bu yüzden en kısa zamanda kestirilmesi önerilir.
2. Sık sık saçlarınızı taramak saçlarını yıprattığı için uzamasını da engelleyecektir.
3. Saçların uzaması demek, onların sağlıklı olması demektir. Sağlıksız olan saçlar uzamaz. Bu yüzden saçlarınızın sağlıklı olmasına özen gösteriniz.
4. Saçlar C vitamini ile beslenir. Bu yüzden C vitamini olan sebze ve meyveleri tüketmeye özen gösterin. Özellikle portakal, limon, mandalina ve greyfurt bu yönden oldukça faydalıdır.
5. C vitamini dışında B vitamini de saçların uzamasına yardımcı olur. B vitamini içeren besinler ise et, balık, süt ve süt ürünleridir.
Kadınlaralemi
Akşit: Şiddet görünür hale geldi

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı ”Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Kadın Sorunları ve Çözüm Önerileri” konulu çalıştay düzenledi. Parti Genel Merkezi’ndeki çalıştaya Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bazı AK Partili kadın milletvekilleri, akademisyenler ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Akşit, AK Parti Kadın Kolları’nın kurulduğu günden bu yana siyasi çalışmalarının yanı sıra kadınların güçlendirilmesine de ağırlık verdiğini söyledi.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan kadının toplumsal statüsünün özlenenin çok gerisinde olduğunu kaydeden Akşit, ”Kadın ve kız çocuklarının önemli bir kısmı okur yazar değildir. Son 10 yılda yapılan kampanyalarla okur yazarlık seviyesi yükseltilme gayreti içine girilmiştir ancak istenilen seviyede değildir. Bizim arzumuz kadın ve kız çocuklarının yüzde yüz okur yazar olmasıdır, daha ilerisinde de daha eğitimli kadın ve kız çocuğudur. Pek çok sorunun temeline indiğinizde kadın eğitimin yetersizliğinin baş sorun olduğunu görüyoruz. Eğitilmiş bir kadınla sorunları daha kolay aşabildiğimizi görüyoruz” dedi.
Kadınlarla birlikte toplumun eğitilmesi gerektiğine dikkati çeken Akşit, kadınların en büyük sorunlarından birinin de şiddet olduğunu belirtti. Kadınların duygusal, fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldıklarını ifade eden Akşit, şiddet nedeniyle ölümlerin yaşandığını hatırlattı. Akşit şöyle devam etti:
”Bölgede çok sayıda kadın intiharları var, ayrıca çok eşlilik de bulunuyor. Bunları bir kalemde çözmek mümkün değil, zaman içinde çözülebilecek sorunlardır. Adım atmış olmak bile bir başarıdır. Şiddet de aynı şekilde. Bugün şiddetin üstesinden gelmiş dünyada hiçbir toplum mevcut değil. Ancak şiddet konuşulmalı, çözümler üretilmelidir. Geldiğimiz noktada biz, bence başarılıyız. Diyebilirsiniz ki; her gün bir ölüm var şiddet nedeniyle ama bugün şiddeti konuşuyoruz, şiddet gündeme geliyor ve kadınlar artık şiddet gördüklerini söylemekten kaçınmıyorlar. Bence bu bir aşamadır. Yapılması gereken çok şey var ancak yapılan yasal düzenlemelerin ardından kadınlar hakkını aramayı biliyor, resmi kurum yetkilileri olaya daha farklı bakmaya başladı.”
Kadına yönelik şiddeti önleme konusunda mesafe katedildiğini anlatan Akşit, ”Ancak görünürlüğün artması sebebiyle sanki şiddet artmış gibi bir olgu da var toplumda. Şiddet artmadı, şiddet görünür hale geldi” dedi.
Medyanın kadına yönelik şiddeti çok fazla gündeme taşımaması gerektiğine dikkati çeken Akşit, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan kadınların töre cinayetleri, iş dünyasında olamama gibi sorunlarının da bulunduğunu söyledi.
AA
Paris’ten Bahar-Yaz 2012 kreasyonlar

GALERİ İÇİN TIKLAYIN
Paris Moda Haftası’nda İlkbahar-Yaz 2012 kreasyonları sergelenmeye devam ediyor… Haute Couture moda gösterisi gösterisi kapsamında tasarımcı ve modacılar Giambattista Valli, Julien Fournie, Zuhair Murad Haute, Karl Lagerferl, Stephane Rolland ait modeller sergilendi. İşte ünlü modacıların kreasyonlarından seçmeler:
Baskı altındaki Çinliler ‘eş’ kiralıyor!

Çin yeni yılında ailesinin yanına giderken hediye götürmek en yaygın adet olarak bilinirken, evlenme çağındaki genç göçmen işçiler yaşlı ebeveynlerini mutlu etmek için ”müstakbel eş” kiralıyor.
Şinhua ajansının haberine göre, birçok kişi evlenme çağına gelince, ailelerden gelen evlilik baskısı nedeniyle yaşlı ebeveynlerini mutlu etmek için böyle bir yola başvuruyor.
Çin’in en yaygın online alışveriş sitesinde müstakbel erkek ve kadın eşlerin vesikalık fotoğraflarının sergilendiği site, binlerce kalem ürününün yanı sıra müşterilerine Çin yeni yıl tatili öncesinde böyle bir hizmet de sunmuş.
Taobao sitesinin servis sağlayıcısı olduğu onlarca online alışveriş sitesi, ücretlerini müstakbel eşlerin gideceği mesafe, zaman ve yakınlık derecesine göre belirlediği kiralama hizmeti sunuyor.
-El sıkışmak 3 yüen-
El sıkışmanın ortalama fiyatının 3 yüen, aile ile kucaklaşmanın 5 ila 10 yüen arasında değiştiği ücretlendirmede siteler, aile ile yemeğe katılmanın bedeli olarak saat başı 8 yüen, aile ile bir alışveriş ya da gezmeye katılmanın saat ücretini ise 15 yüen olarak belirlemiş.
Bu ücretlerin aynı kentte olduğu belirtilirken, sahte müstakbel eşin başka bir kente gitmesi durumunda ücret birkaç katına çıkıyor. Ülkenin güneyinde olan bir online alışveriş sitesi günlük 1500 yüen talep ediyor.
Habere göre, yazılım mühendisi olarak çalışan Hu Şiaofey adlı biri, yıl sonu ikramiyesinin yarısı olan 6 bin yüenlik miktarı ailesine tanıştırmak için bulduğu sahte müstakbel eşine harcamış.
Çin’in orta kesimindeki Hunan eyaletinden olan Hu, ailesinin erkenden evlenmesini istediğini ve bir eş adayı bulamadığını kaydetti. Hu bunun üzerine ailesini mutlu etmek için böyle bir yola başvurduğunu kaydediyor.
Yılın 11 ayı başka bir yerde çalıştığını belirten Hu, ailesinin bu durumu fark etmeyeceğini savunuyor.
Liaoning Sosyal Bilimler Akademisinden Hou Şiofıng da bu tür davranışların sahtekarca olduğunu ve temel ahlaki standartlara karşı gelmek olduğunu savunuyor.
Hou, gençlerin aileye sahte bir nişanlı götürmeyi anne babaya saygı olarak gördüğünü ancak bu durumun “düpedüz hile olduğunu” belirtiyor.
Ailenin içine tamamen yabancı birinin sokulduğunu söyleyen Hou, bu durumun başka bir tehlikeyi doğurduğunu ifade ediyor.
AA







