mynet sohbet cinsel sohbet mynet sohbet sohbet odaları film izle güzel sözler

Emzirme İle İlgili Tavsiyeler

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

Emzirme İle İlgili Tavsiyeler

Emzirme hem anne hem de bebek için heyecan verici bir dönemdir. Bebek mamaları ne kadar faydalı olursa olsun hiçbir mama anne sütünün yerini tutamaz. Bazı anneler başlarda bebeklerini emzirmede sorun yaşayabilirler ve süt gelmemesinden endişe duyabilirle

Emzirme hem anne hem de bebek için heyecan verici bir dönemdir. Bebek mamaları ne kadar faydalı olursa olsun hiçbir mama anne sütünün yerini tutamaz. Bazı anneler başlarda bebeklerini emzirmede sorun yaşayabilirler ve süt gelmemesinden endişe duyabilirler. Bu belirtileri zamanla ortadan kaybolur.

Emzirme döneminde annelerin en büyük endişesi yeterli miktarda süt üretememektir. Doğumun ardından ilk birkaç gün içerisinde annenin vücudu süt üretmeye başlar. Süt üretiminden önce ilk birkaç gün anne vücudu kolostrum adı verilen bir sıvı üretir. Bu sıvı immünoglobulin ve bağışıklık proteini ile doludur ve bebekleri bakteri ve virüslerden korur. Bu nedenle anneler bebekleri doğar doğmaz emzirmeye başlamalıdırlar. Bu sayede bebeklerin bağışıklık sistemi gelişir.

Doğumun ardından yarım saat içerisinde bebeklerin emme refleksleri güçlenir. Bu nedenle doğumun ardından bir saat içerisinde anne bebeğini emzirmeye başlayabilir. Her iki üç saatte bir yapılan emzirme süt üretiminin devam etmesine yardımcı olur.

Devamini oku

Doğurganlıkta Gıdaların Artırılması ve Beslenme Önerileri

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

Doğurganlıkta Gıdaların Artırılması ve Beslenme Önerileri

Hamileler ya da hamile kalmayı planlayan kadınlar genelde, infertilite tedavisi, sofistike tanı testleri, güçlü ilaçlar ve ileri teknoloji prosedürlerini tercih eder. Hamile kalma yeteneğini ve hamilelerde sağlığını etkileyen yiyecek ve içecek seçimleri ç

Hamileler ya da hamile kalmayı planlayan kadınlar genelde, infertilite tedavisi, sofistike tanı testleri, güçlü ilaçlar ve ileri teknoloji prosedürlerini tercih eder. Hamile kalma yeteneğini ve hamilelerde sağlığını etkileyen yiyecek ve içecek seçimleri çok daha etkilidir. Doğurganlık ve gebelik deneyimlerinde, birçok tıbbi gelişme vardır fakat doğal yollardan tedavi ve bakım en yararlısıdır. Beslenme, doğurganlığı geliştirdiği gibi sağlıklı bir gebelik için de vazgeçilmezdir.

Çok fazla yemek ya da çok az yemek, çok şişman olmak ya da çok zayıf olmak, üreme döngüsünün düzenini bozar. Hamilelikte anne ve bebeği kötü ekiler, hamile kalmayı düşünenlerde olumsuz sonuçlar doğurur. Yumurtalıklar ve yağ hücreleri yumurtlamayı etkileyen östrojeni düzenler. Çok fazla kilolu iseniz, yumurtlama aşırı halde yapılabilir ve kısırlık görülebilir. Üreme döngüsünü denge içinde tutmak en sağlıklısıdır. Kiloyu sağlıklı düzeyde tutmak gerekir. Vücut kitle endeksi 19-24 arası olmalıdır.

Çalışmalarda, trans yağlar, hayvansal yağ ve proteinler, yüksek miktarda karbonhidrat tüketen kadınlarda daha sık gebelik sorunları olduğunu göstermiştir. Yumurtlama sorunları beslenmeyle doğru orantılı olarak değişir. Hayvansal proteinlerin yerine fasülye, fındık gibi bitkisel proteinlere yönelin. Yağsız süt yerine yağlı sütü tercih edin. Vitaminleri unutmayın, düzenli demir ve folik asit takviyelerini alın. B, C ve E vitamini, lif, antioksidan, çinko, demir, süt, kalsiyum, folik asit ve omega 3 tüketin. Kolin, bitkisel çaylar, balık, bol sıvı tüketin ve kafeini kesin.

Devamini oku

Dr. Levent Balcı – Bebeklerde Ek Sıvı ve Besin

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

Dr. Levent Balcı - Bebeklerde Ek Sıvı ve Besin

Bebeğin vücut ve ruh sağlığı için en uygun besinin anne sütü olduğuna dikkat çeken uzmanlar, her annenin sütünün kendi bebeği için en uygun bileşim olduğunu söylüyor.
Aile hekimi Dr. Levent Balcı, emzirmenin doğumdan hemen sonra başlatılması gerektiğini v

Bebeğin vücut ve ruh sağlığı için en uygun besinin anne sütü olduğuna dikkat çeken uzmanlar, her annenin sütünün kendi bebeği için en uygun bileşim olduğunu söylüyor.

Aile hekimi Dr. Levent Balcı, emzirmenin doğumdan hemen sonra başlatılması gerektiğini ve sık emzirme ile süt yapımının kolaylaştığını kaydetti. Erken emzirme ile annede doğum sonu kanamaların çabuk kesildiğini anlatan Dr. Balcı, sağlıklı her annenin bebeği için yeterli süt üretebileceğini vurguladı. Dr. Balcı şöyle devam etti: “Memelerde şişme ve iltihaplanma olmaz, lohusalık kolaylaşır.

Anne sütü ile beslenen bebeğin D vitamin ve flor dışında hiçbir ek sıvıya, ek besine, vitamine gereksinimi yoktur. Bebeği ek sıvı ya da besinlerin verilmesi, annenin süt yapımını azaltır. İlk 6 ayda yalnız anne sütü ile beslenen bebekler sağlıklı büyür ve gelişir. Başta ishal olmak üzere mikroplu hastalıklara yakalanmazlar, bebeklik döneminden sonra da daha az hastalanırlar.”

Annenin bebeğini emzirmesiyle anne-bebek ilişkisinin güçlendiğini dile getiren Dr. Levent Balcı, emzirmenin annenin bebeğini benimsemesi, bebeğin sağlıklı bir kişilik kazanmasını kolaylaştıracağını kaydetti.

Cihan

Devamini oku

Bebeklerde Kabızlık Sorunu

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

Bebeklerde Kabızlık Sorunu

Her ebeveyn bebeğinin sağlıklı büyümesini ister. Bununla birlikte bazu zamanlarda bebeğiniz belirli problemler ile karşılaşabilir. Bunlardan bir tanesi de kabızlık sorunudur. Bebekler genellikle bir sorunları olduğunda bunu ağlayarak belli ederler. Bebeği

Her ebeveyn bebeğinin sağlıklı büyümesini ister. Bununla birlikte bazu zamanlarda bebeğiniz belirli problemler ile karşılaşabilir. Bunlardan bir tanesi de kabızlık sorunudur. Bebekler genellikle bir sorunları olduğunda bunu ağlayarak belli ederler. Bebeğinizin bu dönemde kabızlık problemi ile karşılaşmaması için düzenli olarak bebeğinizin mamasına erik suyu karıştırabilirsiniz. Günde iki kez bebeğinize vereceğiniz erik suyu kabızlık sorununu önlemeye yarıdmcı olur.

Bebeklerde kabızlığa karşı diğer etkili bir yöntem de mısır pekmezidir. Mısır pekmezi vücuttaki suyu bağırsaklara çeker ve dışkının yumuşamasına yardımcı olur. Bununla mısır pekmezi bebeğe mama olarak verilmemelidir. Belli bir miktar mısır pekmezi mama ile karıştırılarak bebeğe verilmelidir.

Bebeğiniz büyüyerek katı gıdalar yemeye başladığında sindirim sisteminde bazı sorunlar yaşayabilir. Katı gıdalara alışmak belli bir süre alabilir. Bu dönemde bebeğinize daha çok elma, kayısı, şeftali, armut gibi besinler vermeye özen gösterin. Bu gıdalar bağırsakları yumuşatarak dışkı atılımını kolaylaştırır.

Bebekler çoğu zaman kabızlık gibi sorunlar ile karşı karşıya kalabilir. Anne adaylarının bu dönemde oldukça dikkatli olarak bebeklerini izlemeleri gerekir. Kabızlık sorunu yukarıda da belirtilen bazı basit yöntemler ile kolaylıkla iyileştirilebilir.

Devamini oku

ŞEHİR HAYATI ÇOCUKLARI NASIL ETKİLER?

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

ŞEHİR HAYATI ÇOCUKLARI NASIL ETKİLER?

Egzos, hava kirliliği, beslenme alışkanlıkları, gürültü, kalabalık, dar oyun alanları gibi şehir özellikleri bebekleri ve çocukları nasıl etkiliyor?
Şehir hayatı ne kadar konforlu rahat gibi görünse de dayanılmaz koşuşturmacalar, yorgunluklar, stresler, ç

Egzos, hava kirliliği, beslenme alışkanlıkları, gürültü, kalabalık, dar oyun alanları gibi şehir özellikleri bebekleri ve çocukları nasıl etkiliyor?
Şehir hayatı ne kadar konforlu rahat gibi görünse de dayanılmaz koşuşturmacalar, yorgunluklar, stresler, çatışmalar, çekişmeler, kalabalık, gürültü, beslenme alışkanlığında bozulma, hava kirlilği, vb. bir çok sorunu beraberinde getiriyor. Bu sorunlar çocuklarda büyüklerinden daha ciddi problemlere yol açıyor.
Fast food tarzı(Hamburger, kola,cips) beslenme alışkanlığı yüzünden genç yaş popülasyonunda obezite hızla artış göstermektedir. Geleneksel yemek alışkanlıklarımız; Örneğin baklagiller, sebze, meyve ağırlıklı yemekler bırakılmakta, daha kolay ve kısa sürede hazırlanan ancak besin değeri düşük olduğu gibi kalori yükü fazla, lifsiz, katkı maddeleri içeren yiyecekler tüketilmektedir. Bu beslenme alışkanlığı hem kilo fazlalığına hem de dengeli beslenememeye sebep olup çocukların gelişimini etkilemekte, enfeksiyonlara yatkınlığını arttırmaktadır.
Dünyada her yıl hava kirliliğinden 3 milyon insan hayatını kaybetmektedir. Bu değer dünyadaki toplam ölümün (ortalama 55 milyon) %5’ni oluşturmaktadır. Ölümlerin %90’nı gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre ise, 2020 yılına kadar bütün dünyada hava kirliliği 8 milyon insanın ölümüne sebep olacak. Birleşmiş Milletler’in yayınladığı çevre kirliliği raporuna göre de, her yıl ortalama 11 milyon çocuk hayatını kaybediyor. Raporda sadece 5 yaş ve altı çocukların oluşturduğu yaklaşık 4 milyon insanın, hammadde işleme fırınlarından çıkan duman sebebiyle solunum enfeksiyonundan öldüğü ifade ediliyor. Raporda, en az 1.4 milyar insanın hava kirliliğinden etkilendiği ve bütün ölümlerin yüzde 25’inin çevre kirliliğinden kaynaklandığı, dünyada en yoğun kirliliğin Asya ülkelerinde olduğu kaydedildi. Bütün bunlar şehirde yaşamın ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor. Hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri sonucu,
– Akciğer kanser vakalarında artış,
– Kronik astım krizi sıklığında artış,
– Göğüs daralması sıklığında artış,
– Öksürük/balgam sıklığında artış,
– Üst solunum sistemi akut bozukluğunda artış,
– Göz, burun ve boğaz tahribatında artış,
– Soluk alma kapasitesinde düşüş,
– Artan hayat kaybı,
– İş veriminde ve üretimde düşüş,
– Sağlık tedavi masrafında artış,
olduğu gözlenmiştir.
Çocukların akciğerleri gelişmekte olduğu ve günlerinin çoğunu dışarıda egsersiz yaparak geçirdikleri için hava kirliliği bakımından risk altındadırlar. Çocuklar uzun süre partikül kirliliğine maruz kaldıklarında astım veya solunum sistemi hastası olmaları kuvvetle muhtemeldir
Yaz tipi hava kirliliğinin kışınki kadar dikkat çekici olmaması, havanın görünüşte güneşli, berrak ve aydınlık olması ile ilgilidir. Ancak, görünüş olarak, sisli, dumanlı ve kapalı olmayan ve temiz sanılan havada da insan sağlığını olumsuz etkileyen kirletici maddeler bulunabilmektedir. Yaz tipi hava kirliliğinin esas kaynağı yoğun trafiktir. Motorlu araçların egzos gazlarından çıkan petrol yanma ürünlerine güneş ışınlarının etkisiyle başta ozon olmak üzere çeşitli azot oksitleri meydana gelir. Ozon ve azot oksitlerine kısaca oksidanlar ismi verilir. İstanbul, İzmir, Ankara gibi trafiğin yoğun ve güneş ışınlarının çok etkili olduğu büyük şehirlerimizin havasının yazları ne kadar çok oksidan içerebileceği kolayca anlaşılır. Oksidanlar, yani ozon ve azot oksitleri, solunum yolları için adeta zehir etkisi yaratır. Bunların, baş ağrısı, gözlerde sulanma, kızarma, burun akıntısı ve hapşırma gibi tahriş edici etkileri hemen herkeste görülür. Oksidanlar, solunum yollarını döşeyen hücreler üzerine de çok zararlı ve hasar oluşturucu etkiler yaparlar. Araştırmalar, oksidan ismi verilen maddelerin başta astım ve saman nezlesi olmak üzere allerjik hastalıkların ortaya çıkmasında çok önemli etkileri olduğunu ortaya çıkarmıştır. Allerjik hastalıkların gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerde daha fazla görülmesinde yaz tipi hava kirliliğinin rolü büyüktür. Bu zarar, özellikle küçük çocuklarda daha belirgindir. Bağışıklık sistemi henüz yeterince gelişmemiş olan küçük çocuk ve bebekler hava kirliliğinin yoğun olduğu şehirlerde yaşıyorlarsa, ileriki yaşlarda egzema, astım ve saman nezlesi gelişmesi riski çok yüksektir. Oksidanlar, sadece allerjik hastalıkların oluşumu kolaylaştırmazlar, aynı zamanda bu hastalıkların tekrarlamasına da yol açarlar. Hava kirliliği, astımı ve bronşiti olanlarda öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığına neden olur. Yapılan araştırmalarda, günlük kronik gürültünün, çocuklarda tansiyon, kalp atışları ve stres hormonlarının yükselmesine yol açtığını saptamıştır. Avusturya da 4. sınıfa giden 115 çocuk üzerinde araştırma yapılmış, araştırmacılar, grubun yarısını 50 desibel gürültülü bölgeden, diğer yarısını da 60 desibel gürültülü semtlerde oturanlar arasından seçmiş, 50 desibelin bir çamaşır kurutma makinasının gürültüsüne, 60 desibelin ise bulaşık makinasının gürültüsüne eşit olduğu belirtilmiştir. Araştırma sonucunda, az gürültülü ortamın bile çocuklarda, kuruntu ve umutsuzluğa, sinir sisteminin etkilenmesine yol açtığı kaydedildi. Gürültülü ortamda yaşayan çocuklarda geceleri kortizon oranının arttığı, bunun da psikolojik stresin yükselmesine yol açtığı bu çalışmalarda belirtiliyor. araştırmalar, tansiyonu yükselten herhangi bir nedenin, uzun dönemde sağlık üzerinde olumsuz etki yarattığına değiniyor. Bu durumun, ileri yaşlarda yüksek tansiyon hastalığına yol açabildiği bildirilmektedir. Tüm bunlarla birlikte çarpık kentleşme sonucunda uygun olmayan şehir planlarına da çocuklar için oyun alanlarına yer verilmemekte yada oldukça dar oyun alanları ayrılmaktadır. Oyun alanları her çocuğun gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Özellikle okul öncesi eğitimden yararlanmayan çocuklar tüm gelişim alanlarının (bilişsel, dil, sosyal, hareket ve özbakım) desteklendiği, ev dışında yapılan bir faaliyet alanı olarak işlev görmektedir. Oyun alanlarının planlaması sırasında, çocukların rahatlıkla hareket edebilecekleri birçok materyalin bulunabileceği ve elbette güvenliğini de sağlayabilecek bir alan bulunmalıdır. Ancak, özellikle büyük şehirlerde birkaç materyalle sınırlandırılan ve güvenlik ile ilgili önlemlerin neredeyse alınmadığı oyun alanlarını görmek mümkündür. Bu tür oyun alanları hem amaçlarına hizmet etmemekte hem de çocuklar açısından tehlike oluşturmaktadır. Bununla birlikte yol kenarlarında veya bina aralarına inşa edilmiş oyun alanları çocukların sağlığı açısından risk teşkil etmektedir.
.
Dr Bülent Öztürk
Çocuk sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Devamini oku

Bebeklerde Sarılık Neden Olur? Ne kadar sürer ve nasıl tedavi edilir?

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

Bebeklerde Sarılık Neden Olur? Ne kadar sürer ve nasıl tedavi edilir?

Yeni doğan bebeğin sarılık olduğu nasıl anlaşılır?

Yeni Doğan Sarılığı

Sarılık alyuvarların yıkımı ile açığa çıkan biluribinin kanda birikmesi ile ortaya çıkar. Mikrobik bir durum olmayıp karaciğerin tam olgunlaşmamasından kaynaklanır.Bebekler

Yeni doğan bebeğin sarılık olduğu nasıl anlaşılır?

Devamini oku

Bebeklerde Ateşlenme

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

Bebeklerde Ateşlenme

Aileye yeni bir bireyin katılması heyecan vericidir; fakat bununla beraber sorumluluklar da artar. Anne ve baba özellikle bebeğin sağlığına dikkat etmelidir.

Bebeklerde yüksek ateş anne ve baba için korkutucu bir semptom olabilir. Ateşleme bir rahatsızl

Aileye yeni bir bireyin katılması heyecan vericidir; fakat bununla beraber sorumluluklar da artar. Anne ve baba özellikle bebeğin sağlığına dikkat etmelidir.

Bebeklerde yüksek ateş anne ve baba için korkutucu bir semptom olabilir. Ateşleme bir rahatsızlık değildir. Sadece bebeğinizin soğuk algınlığı veya viral enfeksiyon geçirdiğini gösteren bir semptomdur. Ayrıca bebekler aşıya karşı reaksiyon olarak da ateşlenebilir.

Yüksek ateşin en önemli belirtilerinden biri alın ısısında artış görülmesidir. Buna rağmen alın ısısı tek başına bir yüksek ateş belirtisi değildir. Bebeğin uyku düzeni ve yeme alışkanlıklarında değişiklik, oyun oynama isteğinde azalma da ateşlenme belirtilerinden bazıları olabilir.

Bebeğin ateşi rektuma, ağza, kulak arkasına veya koltuk altına yerleştirilen termometre ile ölçülebilir. Rektum termometresi en doğru sonucu verir. Rektum termometresini kullanmadan önce termometrenin temiz olduğundan emin olun. Termometreyi sabun ile iyice yıkayın ve temiz bir havlu ile kurulayın. Bebeğinizi karın üstü yatırın ve üzerine kayganlaştırıcı jel sürdüğünüz termometrenin uç kısmını bebeğiniz rektumuna yerleştin. Bip sesini duyana kadar termometreyi çıkarmayın.

Ateşi çıkan bebeğinizi rahatlatmak için ılık suda banyo yaptırın. Bebeğinize bol bol su verin. Doktorunuzun onay vermesi halinde bebeğinize parasetamol ve ibuprofen verebilirsiniz; fakat verilecek doz konusunda mutlaka doktorunuza danışın. Reye sendromuna yol açma ihtimali bulunduğu için bebeğinize aspirin vermekten kaçının.

Devamini oku

Bebeklerde Domuz Gribi ve Önleyici Teknikler

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

Bebeklerde Domuz Gribi ve Önleyici Teknikler

on günlerde gündemin en çok tartışılan, her insanın kabusu haline gelen bir konu: domuz gribi… Domuz gribinden korunmanın yolları, aşının yaptırılıp yaptırılmaması konuşuladursun, durumdan en çok etkilenenler küçük çocuklar ve bebekler oluyor. 6 aydan küç

on günlerde gündemin en çok tartışılan, her insanın kabusu haline gelen bir konu: domuz gribi… Domuz gribinden korunmanın yolları, aşının yaptırılıp yaptırılmaması konuşuladursun, durumdan en çok etkilenenler küçük çocuklar ve bebekler oluyor. 6 aydan küçük bebeklere aşı yapılamıyor. Peki o zaman onları korumak için nelere dikkat etmemiz gerekiyor? İşte iki yaşın altındaki bebekleri domuz gribinden korumak için yapmamız gerekenler…

Bebeğinizi kalabalık ortamlara sokmayın ve ellerinizi sürekli yıkayın

Bebeklerin özellikle bu günlerde kapalı ve kalabalık ortamlara sokulmaması gerekir. Ebeveynlerin ellerini bol su ve sabunla sık sık yıkaması hastalıktan korunmada etkilidir. Bebeğinizin beslenmesi sırasında ya da onunla ilgilenmeden önce ellerinizi mutlaka en az 30 saniye süreyle akan suyun altına sabunla yıkayın. Eğer hastaysanız bebeğinizin bulunduğu ortamda maske takmalı ve kesinlikle onları öpmemelisiniz. Dış ortamdan eve gelen ebeveynlerin bebeklerinin yanına gitmeden kıyafetlerini değiştirmeleri, mümkünse ılık bir duş almaları ve özellikle ellerini bol su ve sabunla yıkamaları gerekir.

Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Birçok hastalığın gelişmesine engel olan mucizevi besin anne sütü H1N1 virüsünden korunmada da etkin. Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve gribin ağır seyretmesini de engelliyor. Bu nedenle 6 aydan küçük bebeklerin özellikle emzirilmeleri bu virüsten korunmada da çok önemli. Anne sütü alan bebekler özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları ve ishaller başta olmak üzere pek çok hastalığı daha hafif ve daha az geçirirler.

Hasta olsanız da emzirmeyi kesmeyin

Anne sütü bağışıklık sisteminin gelişiminde oldukça önemlidir ve hastalıklarla başa çıkabilmelerinde yardımcı olur. Bebekler en az 6 ay boyunca ek olarak su bile verilmeden anne sütü ile beslenmelidir. Anne hasta olsa dahi emzirme kesilmemelidir. Memorial Sağlık Grubu’ndan Prof. Dr. Metin Karaböcüoğlu anne sütünün kesilmesini gerektirecek hastalıkların çok az (AİDS, basil saçan akciğer veremi, vs) olduğunu söylüyor. Hastalıklar sırasında anne vücudunda oluşan koruyucu maddeler anne sütü ile bebeğe geçerek aynı hastalıktan bebeğin de korunmasını sağlar. Doktor tarafından anneye verilen ilaçların pek çoğu da emzirmeye engel teşkil etmez..

Bebek hastayken de emmeli

Hasta olan bebek için yapabilecek en faydalı şeylerden biri onu emzirmeye devam etmektir. Bebekler hasta oldukları zaman, daha çok sıvıya ihtiyaç duyarlar. Anne sütü diğer sıvı gıdalardan çok daha faydalıdır.

Bebeklerde acil müdahale gerektiren belirtiler

  • 38,5 dereceyi geçen ateş
  • Hızlı veya zor nefes alma
  • Vücutta solgunluk ya da morarma
  • Beslenememe
  • Uyarılara cevapta azalma, halsizlik ve uykuya meyil
  • Huzursuzluk

bebek sağlığı, bebeklerde domuz gribi aşısı, bebeklerde domuz gribi belirtileri, bebeklerde domuz gribi riski, bebeklerde domuz gribinin belirtileri, bebeklerde grip hastalığı, bebekte domuz gribi, bulaşıcı hastalıklar, çocuklarda domuz gribi, domuz gribi, domuz gribi aşısı, domuz gribi bebek, domuz gribi bebekler, domuz gribi bebeklerde, domuz gribi belirtileri, domuz gribi nasıl başlar, domuz gribi nasil bulasir, domuz gribi nasil gecer, domuz gribi nasıl olur, domuz gribi ne demek, domuz gribi neden bulaşır, domuz gribi neden çıktı, domuz gribi neden olur, domuz gribi nedeni, domuz gribi nedenleri, domuz gribi nedir, domuz gribi önlemler, domuz gribi önlemleri, domuz gribi tedavisi, domuz gribi türkiye, domuz gribi türkiyede, domuz gribinden korunma , domuz gribine karşı , domuz gribine karşı önlem alma, domuz gribine karşı önlemler, domuz gribine önlem, domuz gribini önleme, okullarda domuz gribi salgını

Devamini oku

Çocuklarda obezite başlangıç döneminde önlenmeli

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

Çocuklarda obezite başlangıç döneminde önlenmeli

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, çocuklarda obezitenin, ortaya çıkmasından önce veya başlangıç döneminde önlenmesinin önemli olduğunu bildirdi.

Doç. Dr. Elmacıoğlu, anne sütüyle beslenen bebeklerde

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Elmacıoğlu, çocuklarda obezitenin, ortaya çıkmasından önce veya başlangıç döneminde önlenmesinin önemli olduğunu bildirdi.

Doç. Dr. Elmacıoğlu, anne sütüyle beslenen bebeklerde obezitenin nadir görüldüğünü söyledi.

Mamayla (formüla) beslenen bebeklerin şişman olma olasılığının çok daha yüksek olduğunu belirten Doç. Dr. Elmacıoğlu, ‘Bunun nedeni bebeğe gerektiğinden fazla mama verilmesi, mamanın verilen miktardan daha fazla yoğunlukta hazırlanması, mamaya bebe bisküvisi, ekmek içi, mısır gevreği gibi gıdaların konulmasıdır’ dedi.

Bebeğin her ağlamasının, acıktığını göstermediğini vurgulayan Doç. Dr. Elmacıoğlu, şöyle devam etti:

‘Bu nedenle bebek her ağladığında beslenmemelidir. Eğer bebek mamayla besleniyorsa buna başka bir şey ilave edilmemeli ve mama suyla hazırlanmalıdır. Mama hazırlanırken bebeğin ayına uygun ölçüde toz konmalıdır. Ek gıdalara erken başlanmamalı, bu konuda mutlaka bir beslenme uzmanına danışılmalıdır. Ek gıdalara başlandıktan sonra ise mama azaltılmalıdır. Biberonla beslenen bebeklerin bir yaşından sonra biberonu bırakmasını sağlamak gerekir. Hazırlanan taze meyve suları, su ve yoğurta asla şeker ilave edilmemelidir.’

Doç. Dr. Elmacıoğlu, 5 yaşın altındaki çocuklara kalori hesabıyla diyetin asla önerilmediğini bu dönemde ailelerin yüksek kalorili gıdalardan kaçınması gerektiğini bildirerek, şöyle konuştu:

‘Bu yaş çocuklarına kızarmış patates, cips, köfte, börek gibi gıdalar verilmemeli. Çocuklara mümkün olduğunca yağsız kırmızı etle yemekler hazırlanmalı. Ödül amacıyla çikolata, pasta ve kekler verilmemeli. Bu yoğun şeker ve yağ karışımları yerine çocuk, kitap, boya, çocuk tiyatrosu, aktiviteyi artıracak oyuncakla ödüllendirilmeli. Çocuğa ana öğünler öğretilmeli ve bu öğünlerde taze salata, yoğurt ve sebze yemeklerinin olması sağlanmalıdır.’

Şişmanlığa eğilimli ve sütü seven çocuklar için yarım yağlı süt alınması ve bu tüketimin günde 2 su bardağını geçmemesi gerektiğine dikkati çeken Doç. Dr. Elmacıoğlu, ‘Tam yağlı peynir çeşitleri yerine de az yağlı veya yağsız peynirler tercih edilmeli. Piyasada çocuklar için mevcut olan büyüme süt veya büyüme peynirlerinin, gereksiz kalori kaynağı olduğu, çocuğu obeziteye götürebileceği unutulmamalıdır’ dedi.

Fast food restoranlarının da çocuklar için uygun yerler olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Elmacıoğlu, çocuğu ödüllendirmek adına bu tür menülerin ara sıra (ayda bir) tüketilebileceğini ifade etti.

İleriki yaşlarda fazla kilolardan kurtulmak için yapılan tıbbi mücadelenin genellikle sonuçsuz kaldığını, bu nedenle çocuklarda obezitenin ortaya çıkmasından önce veya başlangıç döneminde önlenmesinin önemli olduğunu bildiren Doç. Dr. Elmacıoğlu, verdiği bilgiler doğrultusunda ailelerden yemek yeme, yemek pişirme alışkanlıklarını yeniden gözden geçirmelerini önerdi.

Doç. Dr. Elmacıoğlu, ayrıca 3-4 yaşındaki çocuğu, çocuk arabasına bindirmenin uygun olmadığını, çocuğa düzenli fizik aktivite alışkanlığı kazandırılması gerektiğini söyledi.

AA

Devamini oku

Bebek Banyosu Bebek Yıkama rehberi

27 Ocak 2012 Yazan  
Kategori Cocuk sagligi

Bebek Banyosu Bebek Yıkama rehberi

Anne-babalar, yeni doğan bebeklerine banyo yaptırmak konusunda endişe yaşayabilirler. "Bebeğimi tutabilir miyim?", "Ya elimden kayarsa?" gibi olumsuz düşünceler bu işi doğru yapmalarını engelleyebilir. Siz de bu tür en

Anne-babalar, yeni doğan bebeklerine banyo yaptırmak konusunda endişe yaşayabilirler. “Bebeğimi tutabilir miyim?”, “Ya elimden kayarsa?” gibi olumsuz düşünceler bu işi doğru yapmalarını engelleyebilir. Siz de bu tür endişeler taşıyorsanız, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hatice Karaböcüoğlu’nun Bebeğim ve Biz dergisine verdiği önerileri dikkate alın…

SUYU YAVAŞ YAVAŞ DÖKÜN
Ev ortamının ısısı 22-24 dereceden daha aşağıya düşmüyorsa, yenidoğan dönemindeki bebekler haftada en az iki gün yıkanabilir. Ayrıca günlük bakımı yapılırken her alt temizliği sırasında bebeğin belden aşağısı ılık suyla yıkanabilir. Bebeğinize banyo yaptırırken adım adım şu yolları izleyebilirsiniz:
Küveti doldurduktan sonra bebeğinizi soyun. İki elinizle başını ve poposunu destekleyerek küvete koyun (Bazı küvetlerin içinde bulunan oturma ve yatma bölümleri bebeğinize rahat banyo yaptırmanıza yardımcı olur).
Eğer bebeğinizi tek başınıza yıkayacaksanız, bir elinizi bebeğin koltuk altından geçirip sırtından diğer koltuk altına uzatın, başı dirseğinizin içine dayanırken diğer koltuk altından da sıkıca tutun. Boştaki elinizle suyu yavaş yavaş vücuduna dökerek öncelikle suya alıştırmaya çalışın.

BOL BOL KONUŞUN
Bebeğin yüzü size bakarken banyo lifine vücut sabununu koyup yumuşak masaj hareketleriyle bebeğinizin gövdesini, bacak aralarını, ayak ve ellerini sabunlayın. Suyu yavaş yavaş vücuduna dökerek durulayın.
Bu arada onunla konuşarak sakinleşmesini sağlayın.
Sonra saçına şampuanını koyup yumuşak hareketlerle yıkayın. Suyu dökerken yüzüne gelmemesine dikkat edin. Bebekler banyoyu çok severler ama yüzlerine gelen su, onlarda boğulma hissi yaratır ve korkuyu geliştirebilir.
Bebeğinizi sıkıca tutup yüzüstü gelecek şekilde kolunuza yatırın; kulak arkalarını, sırtını, poposunu ve en son elinizle yüzünü yıkayın. Sabunlardan tam arınması ve gevşemesi için durulama işini 2-3 dakika uzatın.

OKŞAYARAK KURULAYIN
Bebeğinizin banyosunu, havlusuna yatırıp sararak tamamlayın. Bebeğinizin saç bölgesinde konak varsa, önce badem yağı veya karbonatlı su sürerek onların yumuşamasını sağlayıp sonra banyoya başlayın.
Odasına geçtiğinizde bebeğinizi giydireceğiniz yere yatırın. Onu yatıracağınız zemin yumuşak ve geniş olmalıdır. Yatak başları, giyinme bölümleri düşme riski açısından sakıncalı yerlerdir.
Havluyu açmadan yumuşak hareketlerle gövdesini okşayarak kurulayın. Havlu içindeyken yumuşak bir bezle önce yüzünü, göz pınarlarını sonra kulak kepçesinin arkasını ve içini kurulayın. Kulak içine herhangi bir şey sokmayın, kulak kiri banyo sonrası akarak dışarı çıkacağı için sadece dış bölgeleri temizlemek yeterlidir.
Burun için özel bir temizlik gerekmez, banyoda buharla yumuşayan burun sekresyonu genellikle hapşırıkla çıkar. Yumuşak bir mendille silinmesi yeterlidir.

Devamini oku

Sonraki yazilar »

Turkiye'nin en iyi internet chat sohbet sitesi kelebek sohbet twittersohbet trsohbet kalbinial kalbimial kerizm kerizimChat kelebek kalbiniver mirclan sohbet Odalarında kalıcı dostluklara, duzeyli arkadaslıklara ve olumsuz aşklara yelken acabilirsiniz.