mynet sohbet cinsel sohbet mynet sohbet sohbet odaları film izle güzel sözler

Meme kanserine ceviz!

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Meme kanserine ceviz!

Bir çok hastalığa iyi gelen ceviz, kadınların korkulu rüyası olan meme kanserine de iyi geldiği ortaya çıktı. Fareler üzerinde yapılan araştırmada ortaya çıkan sonuç, her gün düzenli olarak bir avuç ceviz yemenin, meme kanserine karşı oldukça etkili olduğu belirtildi.
Farelere hamilelikten, yetişkinlik dönemine kadar yedirilen cevizlerin olumlu yönde sonuçlar verdiği ortaya çıktı. Araştırma sonucunda, düzenli olarak ceviz yiyen farelerin meme kanseri olma riskini yarı yarıya düşürdüğü görüldü. Diğer yandan düzenli ceviz yiyen farelerin küçük bir kısmında ise, küçük tümörler oluştuğu belirtildi. Uzmanlar, günde bir avuç cevizin hem kansere hemde beyne oldukça yararlı olduğunu belirtiyor.

Devamini oku

Incoming search terms:

  • leğen kemiği kırılan hastaya ne okunur ne yedirilir
  • meme kanseri msn sözleri

Akupunktur ile adet ağrılarına son!

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Akupunktur ile adet ağrılarına son!

Bilim adamları, adet döneminde oluşan ağrıların Akupunktur yöntemi ile ortadan kalkacağını belirtti. Araştırmaya katılan üç bine yakın kadın katıldı ve otuza yakın test yapıldığı belirtildi.

Bilim adamları akupunktur yönteminin bir çok ilaç ve bitkisel yöntemden daha etkili olduğunu belirtti. Ağrıya neden olan sinir sisteminde serotonin ve endorfin üretimine doğrudan etki eden akupunktur ağrının daha kısa bir süre içinde geçmesini sağlıyor. Adet ağrılarının yanı sıra, adet döneminde oluşan ağrıya, karın bölgesinde şişkinlik, mide bulantısı, kusma, ishal, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi sorunlara da iyi geldiği belirtiliyor. Akupunkturu bir çok kadının kullandığı belirtiliyor.

Devamini oku

Sigara kadınları daha çok etkiliyor

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Sigara kadınları daha çok etkiliyor

İsveç, İtalya ve Fransa’da yapılan araştırmaya göre, kadın içtikleri her bir sigara erkeklere oranla kalbe beş kat daha fazla zarar verdiği ortaya çıktı. Yurt dışında ölen kişilerin sayısının beş milyonun üzerine çıkmasından dolayı bir önlem alan sağlık kuruluşları, yaptıkları araştırma ile sigaranın zararlarını tüm dünyaya yaymak istediklerini belirtti.

Üç yüz milyona yakın kişinin ölümüne neden olan hastalıkların araştırmasını yapan bilim adamları, bu hastalıkların sigaraya bağlı olduğunu belirtti. Yedi yüze yakın erkek ile dokuz yüze yakın arasında yapılan araştırmada elde edilen sonuçlar, kadınların sigaradan daha fazla etkilendikleri yönde. Araştırmaya karılan kişileri yaş, tansiyon, sosyal sınıf ve obezite olmak üzere dört gruba ayırdıklarını ve buna bağlı olarak diğer etmenlerden etkilenip etkilenmedikleri takip edildi. Kadınların tek bir sigaranın erkeklerin içtikleri beş sigaraya bedel olduğunu ve kadınların bu alışkanlıktan kurtulmak gibi bir çabaları olmadığı belirtiliyor.

Devamini oku

Adet sancılarına çözüm

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Adet sancılarına çözüm

Kadınların adet döneminde ki ağrılar, bazen insanı çileden çıkartacak şekilde olabiliyor. Uzmanlar, ağrılı ve sıkıntılı adet dönemi yaşayan kişileri uyarıyor. Adet öncesi gerginlik sendromu olarak adlandırılan bu dönem, bir çok kadının kabusu haline geliyor.

Adet öncesi gerginlik sendromunun rahimin yenilen gıdalara bağlı olarak normale oranla daha hızlı kasıldığını ve buna bağlı olarak ağrı oluştuğu belirtiliyor. Bu ağrıların adet dönemi boyunca sürmesi bu kasılmaların yanı sıra herhangi bir hastalığın nedeninin göstergesi olabileceği de belirtiliyor. Ağrıların şiddetine göre ağrı kesi alınabilir. Sürekli devam eden sancılar varsa mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. E vitamini takviyesi, uzun süre ayakta kalmamak ve karın bölgesine sıcak su ile masaj yapmak çare olabilir. Aldığınız ağrı kesicilere dikkat etmeniz gerekmektedir.

Devamini oku

Adet döneminde nasıl sağlıklı kalınabilir!

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Adet döneminde nasıl sağlıklı kalınabilir!

Birçok kadının ana sorunlarından birisi olarak karşımıza çıkan regl dönemi öncesi genellikle bayanların çoğu iştahını kontrol edemeyerek aşırı tatlı ve karbonhidratlı yiyecekleri tüketmeyi tercih ediyor ve bu sebepten dolayı aşırı kilo alımıyla birlikte dönem sonuçlanabiliyor. Günler öncesinden telaşı başlayan adet dönemi vücudun şişmesine yol açarken tatlı krizleri ve her giyilen kıyafetin dar gelmesiyle birlikte sonuçlanabiliyor.

Bu dönemde sağlıklı beslenmenin önemi büyük çünkü dikkat edilmediği takdirde kilo almak kaçınılmaz olurken, beslenme programında bazı noktalara dikkat etmek regl döneminin istenmeyen etkilerini azaltabiliyor. İşte o uyarılar;

• Regl olacağınız tarihin bir hafta öncesinden itibaren tuzlu yiyecekleri tüketmeyi kesin,
• Regl döneminde yaşanan demir kaybını en aza indirgemek için kırmızı et tüketin,
• Süt tüketimini çoğaltarak, çikolata tüketimini en alt seviyeye indirgeyin ve magnezyum eksikliğinizi giderin,
• B6 vitamini içeren balık, tavuk, soya ürünleri, brokoli, muz, havuç, yumurta, avakado, ıspanak ve tahıllarla birlikte adet öncesi gerginliğini en aza indirgeyin,
• Meme hassasiyetini azaltmak için kahve ve koladan kaçının,
• Bol bol taze ananas tüketimi gerçekleştirin,
• Ananas sevmediğiniz taktirde; maydanoz, karahindiba, tarçın, kiraz sapı, beyaz-kırmızı lahana, kabuklu armut tüketin,
• Sık sık olmak üzere günde en az 3 litre su tüketin,

Devamini oku

Meme kanseri hakkında bilgi

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Meme kanseri hakkında bilgi

Özellikle ülkemizde her 10 kadından birisinin yakalandığı meme kanseri hastalığı, erken anlaşıldığı taktirde başarılı tedavi yöntemleriyle birlikte ön plana çıkmayı başarıyor. Meme kanseri yine de akciğer kanseri hariç diğer bütün kanserlerde olduğundan daha fazla kadınlarının ölümüne sebebiyet vermektedir.

:: Meme kanserinin belirtileri nelerdir?

- Memede bir yumru veya sertleşme, ağrılı veya hassas olmayabilir,
- Memeden duru veya kanlı bir akıntı,
- İçeri çekilmiş meme başı,
- Memelerin dış hatlarındaki değişiklik, örneğin bir memenin diğerinden daha yüksek olması gibi,
- Meme derisinde düzleşme veya çukurlaşma,
- Kırmızılık veya portakal kabuğu gibi pütürlü görünüş,

Devamini oku

Yalancı gebeliğin sebebi, çok çocuk istemi!

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Yalancı gebeliğin sebebi, çok çocuk istemi!

Aşırı derece de çocuk düşkünü olan ve eşine sıkça bir çocuk istediğini teyit eden kişilerde yalancı gebeliğin çok daha sık bir şekilde görüldüğü ve bunun hatta tıpkı normal doğum gibi 9 ay 10 gün seyir edebildiği belirtildi. Bu kişilerin biyolojik olarak hamile olmamasına rağmen kendisinin hamile olduğuna inandığını bildiren uzmanlar, psikolojik olarak; karın bölgesinin şiştiğini, göğüslerinin büyüdüğünü, gebelik lekelerinin oluştuğunu, adet görmenin kesildiğini, mide bulantısı gibi belirtilerin görüldüğünü söyledi.

Kimi zaman doktoru bile yanıltabilen yalancı hamilelik, kişinin karnının şişmesiyle birlikte 9 ay süreyle kendisini hamile sanan ve 9 aylık gebe görünümünde olan kadınlara sebebiyet verebiliyor. Ruhun bedeni şekillendirmesi yalancı gebelik olarak belirtilirken, hamile kalmayı istemek ya da gebe kalmaktan korkmak, cinsiyete ilişkin çelişkili duygular yaşamak, tüplerin bağlanması, rahmin ameliyat ile alınması gibi ağır üzüntülerin yanı sıra hamile olan kişiye çevresinin gösterdiği ilgi ve özen sebebiyle de yalancı gebelik oluşabiliyor.

Devamini oku

Sık egzersiz, erken menopoz yaşatıyor

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Sık egzersiz, erken menopoz yaşatıyor

Japonya’da gerçekleştirilen bir araştırma ile birlikte ilginç bulguların altına imza atılırken, sık egzersiz yapan ve sağlıklı beslenen kadınlarda erken menopoz riskinin daha üst seviyelere çıktığı belirtildi. Yaşları 35 ile 56 arasında değişen 3.100′den fazla kadın üzerinde on yıllık bir süre içindeki beslenme ve egzersiz şekilleri ele alınarak gerçekleştirilen bu araştırma, erken menopoza girme olasılığının sık egzersiz yapan kadınlarda yüzde 17, doymamış yağ ağırlıklı beslenen kadınlarda ise yüzde 15 oranında fazla olduğunu ortaya koydu.

Uzmanlar, egzersizin östrojen hormonu düzeyini düşürdüğü için erken menopoza yol açabileceğini belirtti.

Devamini oku

Menopoz nedir, etkileri nasıl azaltılır?

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Menopoz nedir, etkileri nasıl azaltılır?

Tarihin en eski çağlarından beri menopoz, 40’lı yaşlardan sonra görülmektedir. Ortalama menopoz yaşı asırlar boyunca ilginç bir şekilde 48 ile 52 yaşlar arasında yoğunlaşmıştır ve bu yaş ortalaması değişmemektedir.

Kadının adetlerinin kesilmesi olarak tarif edebileceğimiz menopoz latince menses yani adetin pause yani durması anlamındadır. Menopozun 35 yaşından erken olduğu durumlara erken menopoz adını veriyoruz. Menopozun 55 yaşından sonra da olmamasının rahim kanserini arttırıcı bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Dolayısı ile menopoza çok erken girmek kadar çok geç girmek de sağlık açısından sakıncalıdır.

Menopoz bir hastalık değildir. Menopoz ergenlik gibi, doğurganlık gibi kadın vücudunun doğal bir işlemidir. Tabiat kadının belli bir yaştan sonra çocuk doğurabilme yeteneğinde olmamasını ve dinlenmesini istemiştir. Gerçekten menopoz, çocuk sahibi olmanın imkânsız olduğu dönemi de kapsar ve dolayısı ile bu dönemde kadınlar doğum kontrolü mecburiyeti olmadan cinsel hayatı keyfini tam olarak yaşayabilirler.

Yeni doğan bebekler yumurtalıklarındaki yüz binlerce yumurta ile doğarlar. Bu yumurtalar ergenlik çağına kadar uyuma sürecindedirler. Ergenlik çağında beyinden başlayan hormonal kamçılama ile yumurtalıklar daha da gelişir ve büyümeye başlar. Her ay bunların bir tanesi büyüyüp 2-2.5 cm. çapına kadar geldikten sonra patlar ve içindeki toplu iğne başının yarısı kadar büyüklükteki hakiki yumurtayı karın boşluğuna atar. Bu yumurta yumurtalık kanalları tarafından yakalanıp kanalın içinde sperm ile de birleşebilirse bir bebek oluşturur. Her ay bir yumurta yumurtlamaya çalışırken şu an bilinmektedir ki yüzlerce yumurta da onu yakalamaya çalışmakta ama yapamadığı için de tam büyüyemeden telef olmaktadır. Dolayısı ile her adetli kadın bir yumurta yumurtlarken yüzlercesini de telef vermektedir.

Bu yüz binlerce yumurta sayısı azalarak 40’lı yaşlardan sonra belli bir sayının altına inmekte ve menopozda da tamamı tükenmektedir. Menopozdan sonra yumurtlama artık olmamaktadır.

Yumurtaların sayısının 40’lı yaşlardan sonra azalması ile birlikte vücuttaki yumurtaların salgıladığı östrojen dediğimiz kadınlık hormonu miktarında da azalma görülmektedir. Menopozdan sonra da hiç yumurta kalmadığı için östrojen de sıfıra yakın bir seviyeye iner. Östrojen menopozdan sonra da tam olarak sıfıra inmemektedir. Çünkü vücudun yumurtalıklar dışında da özellikle yağ dokusundan ve böbrek üstü bezlerinden de çok az miktarda östrojen salınımı vardır ama bu miktar adet olmaya yetmez.

Kişi menopoza girmeden önce 40’lı yaşlarda premenopoz diye adlandırdığımız bir dönemden de geçmektedir. Bu dönemde yumurtaların sayısının azalmasından dolayı genel bir östrojen eksikliği, buna bağlı yumurtlama bozuklukları, adet düzensizlikleri, hafif ateş basmaları ve çocuk sahibi olmakta güçlükler izlenmektedir. Bu dönem kişiden kişiye değişmekle birlikte birkaç aydan 5-6 yıla uzayabilir. Bu dönemde hekimler kadınların adet düzensizlikleri ile ve adet öncesi hafif ateş basma ve ter gibi şikâyetleri ile veya gebelikteki zorluklarla mücadele ederler ve adetleri düzene sokmak için yumurtlama hormonu adı verdiğimiz progesteronu uygularlar.

Hakiki menopoza girildikten sonra artık östrojen çok düşük seviyeye inmektedir. Buna bağlı olarak menopoz hastalarında ateş basması ve ter sıklıkla görülür. Bu göğüs üzerindeki bölgedeki, boyun ve yüzdeki damarların aniden genişlemesine bağlı yoğun bir sıcaklık artışı ve akabinde başlayan terleme ile beraber olmaktadır. Ateş basması ve terin nedeni tam belli değildir. Ancak kişileri öylesine rahatsız edebilir ki kadınlar menopozda en çok bu şikâyet ile hekime başvurmaktadırlar. Bu ateş ve ter bir toplantıya gidip tuvalet giymiş bir kadını baştan aşağı ıslatarak zor durumlarda bırakabilir, aynı zamanda devamlı ateş ve terin soğuk algınlığı ihmalini de arttırdığı bilinmektedir. Bunun dışında bu şikâyetlerin genel sağlıkla ilgili çok olumsuz bir yönü bulunmamaktadır. Fakat kişiyi psikolojik ve sosyal olarak çok rahatsız edebilir.

Menopozda ateş basması ve terle birlikte uykusuzluk, sinirsel gerginlikler, depresyon hali, ciltte kuruma ve yaşlanma belirtisi izlenir.

Son 15-20 yılda menopoz sonrası dönemde kadınlarda kemik erimesi ve kalp ve damar hastalıklarındaki artış da anlaşılmış ve bu konu ile yoğun araştırmalar yapılmıştır. Görünen o ki östrojen eksikliği kemiklerde zayıflamaya yol açmakta ve osteoporoz dediğimiz kemik erimesine yol açmaktadır.

Kadınlar 30’lu yaşlardan sonra kemik kaybına uğramakta ve bu kemik kaybı 40’lı yaşlardan sonra artmakta ve menopozdan sonra da had safhaya ulaşmaktadır. Bunu önlemek için 40’lı yaşlardan sonra kişilere kalsiyum takviyesi yapmak uygun olur. Kalsiyumun, kalsiyum tablet olarak alınması uygundur. Çünkü kalsiyum içeren süt ve sütlü gıdaların 40’lı yaşlarda kolesterolü yükselterek damar sertliği ihtimalini arttırması mümkündür.

Kemik erimesi genellikle kalçalarda ve bel kemiğinde olmaktadır. Bel kemiğindeki erime bel kırıklıklarına yol açabilir, kişinin yıllar içinde boyunun kısalmasına ve kamburunun çıkmasına yol açabilir. Kalçadaki kırık ise kişiyi yatağa bağlamakta, major ameliyatlara neden olmakta ve ileri yaşlarda kişinin hareketinin azalmasından dolayı zatüre ve idrar yolu iltihaplarına yol açarak ölümüne neden olabilmektedir. A.B.D.’de kalça kırıklarından sonraki ölüm oranı yaklaşık % 15’lerdedir.

Bu önemli hastalık kalsiyum takviyesi, jimnastik ve östrojen verilmesi ile önlenebilmektedir.

Menopoz sonrası önemli rahatsızlıklardan bir tanesi de kalp ve damar hastalıklarıdır. Bilinmektedir ki kadınlarda kalp ve damar hastalıkları menopoz öncesi az görülür. Erkeklerde ise kadınlara oranla her yaşta enfarktüs, beyin kanaması, gibi şikâyetlere daha sık rastlanmaktadır. Bunu da östrojenin erkeklerde az olmasının yol açtığı, kadınlarda bu konuda bir koruyuculuk gösterdiği bilinmektedir.

Menopozdan sonra ise kadınlarda da östrojen çok azaldığı için kalp ve damar hastalıkları erkeklerin oranlarına doğru tırmanışa geçerler ve bu durum kadınlarda menopoz sonrası bir numaralı ölüm sebebinin olmasına yol açar. Östrojenin bu konuda da koruyucu bir özelliği olduğu düşünülmektedir. Menopozda ileriki yıllarda hormon almayan kişilerde vajinanın kuruması, kaşıntılar, östrojen ihtiyacı olan mesanenin de östrojensiz kalmasından dolayı idrarda sıklık, yanma, sızı, tam boşalamama, idrar kaçırma gibi şikâyetler izlenebilmektedir. Östrojen bu konularda da bire bir en başarılı tedavidir.

Alzheimer hastalığı veya erken bunama diye adlandırdığımız durumun da kadınlarda erkeklere oranla daha sık görüldüğü ve bunun menopozdan sonraki östrojen eksikliği ile bağlantısı olabileceği düşünülmüştür. Yapılan bazı çalışmalarda östrojenin Alzheimer hastalığının önlenmesinde ve tedavisinde yeri olduğu görülmüştür.

Menopoz sonrası cinsel fonksiyon bozuklukları ise genellikle kadınların menopoza girdikleri için kendi özgüvenlerini yitirmeleri buna bağlı olarak bazen girdikleri bir depresyonun sonucudur. Menopoz cinsel fonksiyonda bir sorun yaratmaz. Ne var ki çok uzun yıllar menopoz olanlarda östrojensiz kalmaya bağlı olarak vajinada bir kuruma ve incelme görülürse cinsel biraz daha rahatsızlık vermektedir. Bu da östrojen kremi veya başka kremlerle çözülebilir.

Menopoza giren bir kadına hekim olarak nasıl bir yaklaşımımız olmalıdır?

Önce kadına bu durumun doğal bir süreç olduğu, herkesin bunu yaşayacağı, menopozun bir yaşlanma belirtisi olmadığı, menopozdan sonra yaşanacak çok uzun ve mutlu yılların olduğu ve olacağı söylenmelidir. Kişi kendisini menopozda “hasta” diye görmemeli çevresinde kendisini bu şekilde değerlendirmemelidir.

Kadının kocasının veya yakın çevresinin kendisine bu konuda vereceği destek çok önemlidir. Menopoz bir östrojen eksikliği olduğu için östrojen verilmesinin pek çok sorunu çözdüğünü bilmekteyiz. Östrojen tedavisi ateş basması ve teri önlemekte, kemik erimesini durdurmakta, kalp ve damar hastalıklarına karşı tartışmalı da olsa faydalar sağlamakta ve vajinal incelmeyi önlemektedir. Kalsiyumun eklenmesi kemik erimesine daha da faydalı olmaktadır.

Dolayısı ile menopoz sonrasının ideal tedavisi östrojen + rahmi olan kişilerde östrojenin rahimde yapabileceği kalınlaşmanın önlenmesi için de yumurtlama hormonu dediğimiz progesteron verilmesidir. Bu klasik tedavi yakın zamanlara kadar menopoz için ideal tedavi olarak kabul edilirdi. Son 3-4 yılda ortaya çıkan bazı çalışmalarda ise östrojenin yumurtlama hormonu ile birlikte verilmesi durumunda meme kanseri miktarını binde 30’dan binde 40’çıkardığı, yine beyin kanamasını ihtimalini bir miktar arttırdığı, kalp ve damar hastalığına çok etkisi olmayabileceği, bacaklarda pıhtılaşma ve bu pıhtının akciğere kaçması diye adlandırabildiğimiz akciğer embolü riskini nispeten arttırabildiğini gösteren çalışmalar ortaya çıkmıştır.

Bu yeni bilgiler ışığında şu an menopoza yeni girmiş kadınların hekimlere başvurmaları durumunda kendi şikayetleri ile ilgili olarak detaylı bilgi alınmalı ve östrojen dışı alternatif tedaviler de düşünülmelidir. Bu tedavilerin başında hormonal olmayan ama yine de kemik erimesi, ateş basmalarına faydalı olan diğer değişik ilaçlar gelmektedir. Kalsiyum mutlaka verilmeli, jimnastik önerilmeli, kolesterol yapıcı olmayan protein ağırlıklı maddeler düşünülmelidir.

Şikâyetlerin hiç geçmediği durumlarda ise yine östrojen tedavisinin yararları ve riskleri hastalara anlatılarak bu uygulanabilir. Menopoza giren hastaların yıllık kadın-doğum kontrolleri yapılmalı, pap smear, vajinal ultrasonla rahim ve yumurtalıkların izlenmesi, bir-iki yılda mammografi çekilmesi ve kalın bağırsak kanseri için de belli aralıklarda gizli dışkı, gizli kan tahlili ve kolonoskopi yapılmalıdır. 50 yaşındaki bütün kadınlarda genelde düşük doz aspirin verilerek damar sertliğinin etkisi azaltılmalıdır.

Menopoz, kadının ömrünün yaklaşık 3/1’ini kapsayan çok özel olabilecek yılların başlangıcı diye kabul edilmelidir. Bu yıllarda kadın çocukları varsa onları büyütüp yetiştirmiş ve sorumlulukları nispeten üzerinden atmış bir insan olarak kendisine, çevresine, kariyerine daha çok bağlanabilir ve menopoz sonrası yılları tıbbi tedavinin de yardımı ile çok güzel geçirebilir.

Prof. Dr. Teksen Çamlıbel Devamini oku

Adet bozuklukları ve sebepleri

06 Şubat 2012 Yazan  
Kategori Kadın sagligi

Adet bozuklukları ve sebepleri

Yeni ergenliğe girmiş bayanlarda ve hamilelik öncesi ve sonrası adetlerde sıkça adet bozuklukları görülmektedir. Adet bozuklukları ve adet kanamalarıyla alakalı tüm bilgileri uzmanlar açıkladılar.

ADET BOZUKLUKLARI

Ortalama olarak kadınlar her dört haftada bir adet görürler ve kanama 3-5 gün sürer. Ancak her kadın bu ortalamaya girmez. Bazı kadınlarda kanama 3 haftada bir ve bazı kadınlarda da 35 günde bir meydana gelir. Bunlar da normaldir.

Adet kanaması nedir ?

kadın rahmi her ay sanki gebe kalacakmış gibi hazırlığa girişir. Rahimin içi bir yavrunun büyümesini sağlayacak biçimde kan ve dokularla astarlanır. Ancak gebelik meydana gelmez ise rahim artık bir işe yaramayacak olan bu astarı dışarı atar. Adet kanaması işte bu dışarı atim olayıdır.

Adet kanaması her zaman sancılı mı olur ?

Adet kanaması sırasında bir miktar sancı ve kramp normal olabilir, ancak aşırı sancı normal değildir. Yataktan çıkamayacak, okula veya işe gidemeyecek kadar sancınız varsa doktora gidin. Sancılı ve ağır kanamalı adet gören, cinsel ilişki sırasında veya büyük aptes yaparken sancılanan kadınlarda çok yaygın bir hastalık olan endometriosis olabilir. Bu; rahim zari veya adet kanından gelen parçaların karin boşluğuna kaçarak başka organlar üzerinde bulunmasıdır. hastalık genç kızlarda veya her yaştaki bayanlarda görülebilir. Bu hastalık ayrıca kısırlığın da yaygın bir nedenidir.

Adet görmemek ne demektir ?

Gebelik ilk akla gelen nedendir, ancak başka nedenler de olabilir. Yeni adet görmeye başlayan ergenlik çağındaki kızların adetleri düzensiz olabilir. Bazen stres veya seyahat nedeni ile meydana gelen hormonal dengesizlik normal adet devresini geçici olarak etkiler. Doğum kontrol hapını bırakmak da 1-2 ay adet görmemeye neden olabilir. 3-5 ay adet görmeyen kadınlarda yumurta üretimi durmuş demektir ve kısırlık sorunları olabilir. Tanı için doktora gidin.

Kanama neden normalden daha fazla olur ?

Tampon veya pedinizi her iki saatte bir değiştirmek zorunda kalıyorsanız, ağır kanamalı bir adet görüyorsunuz demektir. Nedeler arasında endometriosis, kanser olmayan tümörler veya doğum kontrol için takılan rahim içi araç sayılabilir. Gününden geç gelen ağır kanamalı bir adet, çocuk düşürme belirtisi olabilir. aşırı kanama verdiği sıkıntı yanında kansızlığa da neden olabilir.

Tampon kullanmak Toksik Şok Sendromuna (TSS) neden olabilir mi ?

TSS çok nadir görülen bir hastalıktır (100.000 de 1), ancak ciddi bir enfeksiyondur ve gerekli önlemler bilinmelidir. TSS ye tampon kullanmak neden olmaz, ancak kullanılan tamponda bulunabilen bir mikrop neden olur. Tampon kullanıyorsanız uzun sure kullanmayın ve 3-4 saatte bir değiştirin ve geceleri kullanmayın. TSS riski süper veya kuvvetli emici tamponları kullanmakla artar. En az emici yani normal reguler veya mini tamponlar yeterlidir. TSS belirtileri arasında ani ateşlenme, kas ağrısı, baş ağrısı gibi grip benzeri belirtilerin yani sıra baş dönmesi, kusma ve ishal bulunmaktadır. Bu belirtileri görür görmez hemen tamponu çıkarın ve doktora baş vurun. Bunların dışında her iki (2) yılda bir PAP Testi yaptırarak rahim ağzı kanserine karşı kendinizi koruyun.

Devamini oku

Sonraki yazilar »

Turkiye'nin en iyi internet chat sohbet sitesi kelebek sohbet twittersohbet trsohbet kalbinial kalbimial kerizm kerizimChat kelebek kalbiniver mirclan sohbet Odalarında kalıcı dostluklara, duzeyli arkadaslıklara ve olumsuz aşklara yelken acabilirsiniz.